27 Ağustos 2008 Çarşamba

AKŞAMLAR

Photobucket

HATIRASIDIR

Ben hayal kurupta masal yazmadım,

Sözlerim bir aşkın hatırasıdır,

Kimsenin kalbine girip gezmedim,

İzlerim bir aşkın hatırasıdır.




Bir benim dünya da şansı dönmeyen,

Talihi bir kere döndü denmeyen,

Yıllardır yağmuru yaşı dinmeyen,

Gözlerim bir aşkın hatırasıdır.




Bir tren sesiyle başladı ağrım,

Dağları taşları çınlattı çağrım,

Dövüle dövüle moraran bağrım,

Dizlerim bir aşkın hatırasıdır.




Ömrümden üç gece zor verdi bana,

Ömrümce yanacak kor verdi bana,

O güzel ismini sır verdi bana,

Gizlerim bir aşkın hatırasıdır…





  Cemal SAFİ

GÖZLERİN

Photobucket

26 Ağustos 2008 Salı

İnekler neden kuzeye dönüyor?



26 Ağustos 2008 13:45
Bilimadamları büyükbaş hayvanların hangi kıtada olursa olsunlar, otlarken ya da dinlenirken bedenlerini kuzey-güney yönünde hizaladıklarını tespit etti.
Bilimadamları büyükbaş hayvanların hangi kıtada olursa olsunlar, otlarken ya da dinlenirken bedenlerini kuzey-güney yönünde hizaladıklarını tespit etti.

Bilim adamlarının, dünya genelindeki binlerce büyükbaş hayvanın uydu görüntüleri üzerinden yaptıkları araştırma, bu hayvanların kuzey ve güney yönlerini bir şekilde bulduklarını ortaya koydu.
Alman ve Çek araştırmacılar, büyükbaş hayvanların büyük bölümünün, hangi kıtada olurlarsa olsunlar, otlarken ya da dinlenirken bedenlerini kuzey-güney yönünde hizaladıklarını tespit etti.
Araştırmayı yöneten, Almanya'daki Duisburg-Essen Üniversitesi biyoloji fakültesinden Hynek Burda ve Sabine Begall, Dünya'nın manyetik alanının, hayvanların bu pozisyonu almalarında etkili olabileceğini kaydetti.
Hayvanların manyetik alanları nasıl ve neden hizaladıkları konusunda yeni araştırmalar yapılması gerektiğini belirten Begall, "Tabii ki bu durumda, insanların da böyle kendiliğinden davranışlar gösterip göstermediği sorusu da yanıt bekliyor" diye konuştu.
Araştırma kapsamında incelenen yaklaşık 9 bin büyükbaş hayvanın yüzde 60-70 arasındaki miktarının, kuzey-güney pozisyonu aldığı, bunun da oldukça yüksek bir oran olduğu kaydedildi.
Uzmanlar, dikkate alınması gereken başka bir etkenin de, ineklerin "rahat etme istekleri" olabileceğini belirtiyor. Vücut sıcaklıkları 34 derece olan kalın derili bu hayvanların, sıcaktan hoşlanmadıkları ve serinlemek amacıyla kuzey-güney yönünde pozisyon alıyor olabilecekleri ileri sürülüyor.
Araştırma ekibi de, çok rüzgarlı havalarda hayvanların yüzlerini rüzgara çevirdiklerini, soğukta ise güneşe döndüklerini doğruluyor.
Kuzey Carolina Üniversitesi Biyoloji Bölümünden Kenneth J. Lohmann, bunun sürpriz bir keşif olduğunu, daha önce böyle büyük hayvanlarda bu tip bir eğilim gözlenmediğini kaydetti. Ancak Lohmann, bu hayvanların manyetik algılarının olduğunun kesinleşmesi için deneysel manipülasyon yapılarak bunun doğrulanması gerektiğini de ekledi.
Bal arıları, termitler ve bazı kuşlarda da manyetik alan hassasiyeti görülüyor. Memeli hayvanların ise hareketlerini manyetik alanlara göre yönlendirip yönlendirmedikleri henüz kesin olarak bilinmiyor.

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Nasıl yaşayanlar nasıl ölüyorlar?


Yapılan bir araştırmaya göre, karakterimiz, yakalanacağımız hastalıklar ve hayat süremiz hakkında önemli ipuçları veriyor. Kişiliğimiz ve hayata bakışımız vücudumuzu etkiliyor.

DÜŞÜNCESİZ
Akıllarına gelen ilk şeyi karşısındaki insanın kırılıp kırılmayacağını düşünmeden söyleyen insanlar en fazla kazalarda hayatını kaybediyor.


ENDİŞELİ
Kaygı bozukluğu olan ve en küçük olaydan dahi endişeye kapılan insanlarda tansiyon hastalığı daha fazla görülüyor. Yükseklik, kapalı yerde kalma gibi birçok fobi de kalp rahatsızlıkları, kolestrol ve yüksek tansiyon gibi birçok rahatsızlığı beraberinde getiriyor.


AGRESİF
Kendilerine yapılan kötülüğü unutmayan düşmanlık besleyen agresif insanlar hayatları boyunca ciddi kalp rahatsızlıklarıyla karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar agresif insanların psikolojik ve ruhsal hastalıklara daha yatkın olduklarını belirledi.


UTANGAÇ
Sosyal ortamlarda kendilerini rahat hissetmeyen utangaç insanlar virüs kapmaya daha açıklar.


İYİMSER
Başına gelen her türlü olumsuzluğa rağmen olaylara hep iyi bakmayı bilen insanlar kötümser kişilere göre 7.5 yıl daha uzun yaşıyor.


SIR TUTAN
Uzmanlar, devamlı başkalarının sorunlarıyla boğuşan ve kendi dertlerini içine atan kişlerin kanser ve kalp krizi riskiyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.


İNSAFLI
Karşısındaki insana karşı insaflı davranan ve affetmeyi bilen kişiler daha uzun yaşıyor.


DIŞA DÖNÜK
Gezmeyi, sosyal ortamlarda bulunmayı seven dışa dönük insanların kalp hastalıklarına yakalanma riskleri daha düşük. Bu tip insanlar hastalıklarla kolay mücadele ederek, daha çabuk iyileşebiliyor.


KÖTÜMSER
En mutlu anında dahi her şeyin en kötü yönünü görmeyi alışkanlık haline getirmiş insanların olumlu insanlara göre erken ölme oranları yüzde 19 daha fazla. Kötümserlerin Parkinson hastası olma riskleri de çok yüksek.


NEŞELİ OLANLAR
Araştırmanın en şaşırtıcı sonuçlarından birisi de neşeli insanların daha erken ölmeleri. Aileleri ve çevreleri tarafından neşeli olarak tabir edilen kişilerin diğer insanlara göre ergenlik döneminde ölme oranları daha yüksek. California Üniversitesi'nden araştırmacılar neşeli insanların hayattaki tehlikeleri görmezden geldikleri için erken ölme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını belirtti.

        ....Herkese huzur dolu sağlıklı uzun ömürler dileğiyle, sağlıcakla kalınız....

SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM

Selvi Boylum Al Yazmalım, yıllarca severek izlediğimiz güzel bir film, filmin ismini okuyunca sahneleri gözlerinizin önünden geçmiştir sanırım. Bu güzel filmi sizlerle hatırlamak ve paylaşmak istedim.


Photobucket


Selvi Boylum Al Yazmalım
, Atıf Yılmaz tarafından yönetilen, başrollerinde Kadir İnanır ve Türkan Şoray'ın oynadığı, 1977 tarihli film. Türk sinemasının başyapıtlarından biri olarak sayılmaktadır.

Photobucket
Kamyon şoförü İlyas, İstanbul'dan Asya'nın kaldığı köye gelir. Birbirlerine aşık olup evlenirler. Çocuklarının adını Samet koyarlar. İlyas, kamyoncu olduğu için sık sık yollara çıkar ve Asya, Samet'le yalnız kalır. Bir gün yine yola çıkan İlyas, eve dönmez.ve asyayı sekreter ile aldatır asya bunu pencerede görür ve ilyastan kaçar İşleri bozulan İlyas Asya’nın karşısına öyle çıkmak istemez ve bunalıma girerek Asya’yı terk eder. Asya, bu acıya dayanamaz ve oğluyla birlikte yollara düşer. Yolda Cemşit adında bir adamla karşılaşırlar. Cemşit onlara kol kanat gerer. Birlikte yaşamaya başlarlar. Bir gün İlyas karşılarına çıkar. Asya şimdi büyük aşkı ve kendisine zor gününde kucak açan Cemşit arasında bir tercih yapmak zorunda kalır.

Beşiktaş'ın renkleri neden siyah beyaz?

Beşiktaş nasıl Kara Kartal oldu?

Neden sadece Beşiktaş'ın ambleminde Ay-Yıldız var?

Atatürk Beşiktaşlı mıydı?

Beşiktaş neden halkın takımı olarak bilinir?

14 Ağustos 2008 Perşembe

İKİ ÇİFTÇİ

Biri Adana’lı diğeri  Kayseri’li, İki çiftçi sohbet ederlerken, haliyle zenginlikleriyle övünecekler ya, Kayseri’li tarlalarının çokluğundan, işçi yetiştirememekten, ürünlerin her sene telef olmasından bahsedince,

 Adana’lı atlıyor söze;

- Benim çiftlikte, sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyor,  biz hâlâ çiftliğin öteki ucuna gidemiyoruz, hiç bi iş yapamadan çaresiz geri dönüyoruz.

Kayseri’li de hiç bozuntuya vermeden lafı yapıştırıyor:

- Yahu bizim de vardı öyle külüstür bir arabamız ama geçen sene sattık ta rahatladık,  onlarla yolculuk  bi illet ya...

Kuşa benzeyen çiçek görenleri şaşırtıyor


14 Ağustos 2008 12:32
Ahlat'ta bir saksı içinde yetiştirilen ve kuşa benzeyen çiçek görenlerin ilgisini çekiyor.
Ahlat'ta bir saksı içinde yetiştirilen ve kuşa benzeyen çiçek görenlerin ilgisini çekiyor.

Bitlis'in Ahlat ilçesinde bir saksı içinde yetiştirilen ve kuşa benzeyen çiçek görenlerin ilgisini çekiyor.
Ahlat ilçesinde eczacılık yapan Güral Aktay tarafından saksıda yetiştirilen çiçeğin iki dalında oluşan şeklin birbirlerine bakan iki kuşu andırması görenleri büyülüyor. Vatandaşlar ilk kez böyle bir olaya şahit olduklarını belirtirken şaşkınlıklarını gizleyemedi.

O SAHİLDEN BU SAHİLE

 Photobucket

12 Ağustos 2008 Salı

Ölmeden önce bu tavsiyelere uyun!


‘İstanbul’da Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey’ kitabı İstanbul’u gezmek isteyenlerin başucu kitabı olacağa benziyor. İşte Azrail'i görmeden önce görülecekler

İstanbul, sayamayacağımız kadar güzellikleri içerisinde barındıran bir şehir. Bu şehri hakkını vererek gezmek, tarihî ve turistik mekânları ziyaret etmek ve İstanbul’la sembolleşen lezzetleri tatmak için ise bir rehberden yardım almak şart.

İnkılap Yayınevi’nden çıkan ‘İstanbul’da Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey’ kitabı İstanbul’u gezmek isteyenlerin başucu kitabı olacağa benziyor. Kitap, aynı zamanda ‘2010 Avrupa Başkenti İstanbul’ etkinliklerine katılanlara rehberlik yapacak. Kitapta turistlerin işlerini kolaşlaştıracak ‘Doğaya çıkılıyor’, ‘Dinî açıdan önem taşıyan alan’, ‘Müze veya ören yeri’ gibi ‘akıllı’ işaretler var. İşte İstanbul’da iyi bir vakit geçirmek için gezip görmeniz gereken yerler ve farklı lezzetler…

Şehrin en eski ‘apartmanını’ gör

Apartman dediysek öyle lüks bir bina sanmayın. İstanbul’un ilk sakinleri bundan yaklaşık 400 bin yıl önce Küçükçekmece’deki Yarımburgaz civarına yerleşmiş. Kitaba konu olan apartman ise işte o zamandan kalma…

İstanbul’un yedi harikasını gez

İstanbul’a gelinir de Ayasofya Müzesi, Süleymaniye Külliyesi, Kariye Müzesi, Topkapı Sarayı, Kapalıçarşı, Rüstem Paşa Camii, Mağlova Kemeri görülmez mi?

En yaşlı İstanbullularla kucaklaş

Şehrin en yaşlı üyesi: Eyüp Camii’nin bahçesindeki 600 yıllık dev çınar.

Bir Osmanlı sultanının yatak odasına gir

56 çocuk sahibi 3. Sultan Murat’ın Topkapı Sarayı Haremi Hümayun dairesindeki yatak odası, Osmanlı sanatının 16. yüzyılda eriştiği olgunluğu en iyi yansıtan mimari üslup ve süsleme anlayışına sahip yapı.

Şehrin altın kapısını tıklat

5. yüzyılda inşa edilen kanatları altın kaplı muhteşem kapıdan bir zamanlar seferden dönen padişahlar girermiş.

Süleymaniye’de bayram sabahını yaşa

İstanbul’un fetih sonrası kimliğini sonsuza taşıma çabasının en büyük sembolü.

Dut silkele

Çarpık kentleşmeye rağmen İstanbul’un el değmemiş bazı semtlerinde hâlâ dut yeme şansı bulabilirsiniz.

Bir bahar akşamında bülbül dinle

Özellikle Kanlıca, bülbül sesi dinlemek için iyi bir mekân.

Dünyanın altı minareli tek camiini gör

Sultanahmet Camii’nden önce altı minareye sahip tek cami Mekke’deki Kâbe Camii’ydi. Ulema, saygısızlık olur düşüncesiyle Kâbe Camii’ne bir minare daha ekledi.

Avrupa’nın en büyük binasını seyret

Dünyanın en büyük ahşap binasından biri olan Büyükada’daki tarihî yapı maalesef 40 yıldır kendi kaderine terk edilmiş durumda.

En kanlı kuyunun 7 kulesine çık

16. yüzyıldan itibaren siyasi ve yabancı mahkumların hapsedildiği Yedikule Zindanları’nın kötü şöhreti Genç Osman’ın ‘Kanlı Kuyu’daki katliyle pekişir.

Ezanı Sultanahmet’te dinle

Firuzağa ve Sultanahmet camileri müezzinlerinin birbirinin nağmesini kesmeden okudukları ‘çifte ezan’ dünyada eşi benzeri olmayan Türk musikisi makamıyla bugün de insan ruhuna işlemeyi sürdürüyor.

Kendini deniz mahsulleriyle şımart

Avrupa’nın en zengin deniz mahsullerini bünyesinde barındıran İstanbul, farklı lezzetleri tatmanız için sizleri bekliyor.


KİME KARŞI

Photobucket

11 Ağustos 2008 Pazartesi

OVİT YAYLASI ŞENLİKLERİ

Bu sene 13.'sü düzenlenen Ekşioğlu Vakfı Başkanı Ali Ekşi önderliğinde Ovit Yaylası Şenlikleri 8-10 Ağustos tarihleri arasında Rize'nin İkizdere ilçesine bağlı Ovit Yaylası'nda yapıldı. Şenliklere Sibel CAN, Sinan ÖZEN, Yasemin YILDIZ ve Cimilli İbo katıldı. Zaman zaman şiddetini artıran yağmura rağmen 13.'sü düzenlenen geleneksel Ekşioğlu Vakfı Ovit Yaylası Şenlikleri büyük bir coşkuyla ve katılımla gerçekleşti.



Photobucket





Sibel Can'ın katıldığı 13. Ovit Yayla Şenlığın'den görüntüleri izlemek için
TIKLAYIN...


http://medya.haber53.com/medyaizle.php?haber_id=631







Yasemin Yıldız - İki Cana Kıydınız

 









Cimilli İbo halkı coşturdu.





                        








                                            Rizeli Dünyanın her yanında yine RİZE'li

1 Ağustos 2008 Cuma

NEREDE ŞİMDİ O ESKİ ARABALAR

Zaman zaman eskiye özlem duyarız, nerede o eski günler diye hayıflanır dururuz. Bizleri çok eskilere götüren ve bir dönemi günümüze taşıyan bu resimleri sizlerle paylaşmak istedim. umarım beğenirsiniz....
PhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucket

Sık soda tüketenlere önemli uyarı




Sodadaki sodyum, vucutta sıvı tutulmasına neden olarak tansiyonu artırdığı için ona bağlı kalp yetmezliğine ve beyin kanamasına da yol açabilir.

Kalp ve damar hastalığı olan kişilerde, sıcak havanın etkisiyle terleme ile birlikte vücudun aşırı sıvı kaybetmesi sonucunda kanın akışkanlığının azalmasının kalp krizine neden olabildiği belirtildi.Yazın daha sık tüketilen sodanın içindeki sodyumun, vücutta sıvı tutulmasına neden olarak tansiyonu artırdığı için tansiyona bağlı kalp yetmezliğine ve beyin kanamalarına yol açabildiği bildirildi.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı ve İç Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Deniz Kumbasar yaptığı açıklamada, yüksek hava sıcaklığının kalp damar sisteminde bazı olumsuzlara neden olabileceğini söyledi.

Sıcak havanın kalp ve damar hastalıkları üzerinde doğrudan etkisi olmadığını ancak vücudun sıvı kaybetmesine bağlı sorunlara yol açabildiğini belirten Kumbasar, "Vücutta fazla sıvı kaybı olduğunda kanın akışkanlığı azalıyor. Bu azalma da kişide daha önceden kalp ve damar hastalığı olması durumunda, pıhtı oluşmasına ve kalp krizine neden olabiliyor" uyarısında bulundu. Kumbasar, sıvı kaybına bağlı bazı hormonlar salgılandığını belirterek, "Böbrek üstü bezinden salgılanan hormonlar, suyu tutmak için harekete geçiyorlar. Bu sırada da özellikle atardamarlarda çok fazla büzüşmeye neden oluyorlar. Bu da tansiyonun aşırı derecede yükselmesine ve yüksek tansiyona bağlı hayati önem taşıyan sorunların görülmesine neden olabiliyor" diye konuştu.

"İLACIN DOZUNA HEKİM KARAR VERMELİ"

Bir kişinin günde ortalama 2-3 litre arasında su tüketmesinin sağlık açısından kaçınılmaz olduğunu ifade eden Kumbasar, "Kalp ve tansiyon hastalarında, terleme ve damarların genişlemesi ile birlikte kan basıncı düşebiliyor. Tansiyon hastalarının, ilaç kullanımı, sıvı kaybı ve damar genişlemesinin de etkisiyle tansiyon değerleri düşebiliyor. Bu durumda da kimi hastalar tansiyon ilaçlarını kullanmıyorlar. Bu da ani tansiyon yükselmelerine neden olabiliyor" dedi. Kumbasar, bu tür durumlarda ilaç kullanımının kesilmesine ya da dozunun düşürülmesine kişinin değil hekimin karar vermesi gerektiğine dikkati çekti.

"TUZ SINIRLAMASI KAÇINILMAZ"

Kumbasar, kalp yetmezliği olanların soda tüketiminden kaçınmaları gerektiğine dikkati çekerek, sodanın içindeki sodyum oranının zararlı olduğunu söyledi. Tuz sınırlamasının, tansiyon ve kalp hastaları için kaçınılmaz olduğunu dile getiren Kumbasar, "Vücuttaki sıvının tutulmasına neden olan sodyum, tansiyonun artmasına neden olabilir. Tansiyon yükselmesi de kalp yetmezliği, beyin kanamalarına neden olabilir. Bu nedenle, kalp hastaları, soda tüketmemeli" uyarısında bulundu.