TUTKUN KARADENİZ

21 Kasım 2008 Cuma

BEN BÖYLE OLMAMALIYDIM

Ben, böyle olmamalıydım

İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma.

İçime bir ateş düşmeliydi

Ayaklarımın feri kesilmeliydi.

Kendimden geçmeliydim sonra...

Adını sayıklamalıydım, adımı unuttuğumda

Ama bunu kimse duymamalıydı,

Seni, mahşere kadar saklamalıydım.

Ben böyle olmamalıydım

Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur

Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa

Çalan her kapıya `sensin` diye koşmalıydım.

Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan

Ben hep sana yormalıydım.

Gece yıldızlarını serpince göre

Seni görmek için uyumalıydım.

Şarkılar kime söylenirse söylensin

Sana diye dinlemeliydim.

Türküler dolmalıydı odama,

Ben bir selvi boylu yârdan ayrıldım deyince bir ses

Selvi boylu yâr sen olmalıydın

Kömür gözlüm ateşine düşeli

Senin için söylenmiş söz olmalıydı.

Bir mey yokluğuna ağlamalıydı delice

Bir keman, incecik çığlık olmalıydı

Ama bunu kimse bilmemeliydi,

Seni mahşere kadar saklamalıydım.

Böyle olmamalıydım,

Kelimeler Taif'i taşıyınca kulaklarıma

Daha yüzüme çarpmadan Taif rüzgarı,

Taşların izi çıkmalıydı yüzümde.

Uhud anılırken, dişlerine sızı düşmeliydi.

Haremde bir ikindi vakti

Kem gözler çevrilince sana

Ve vefasız eller uzanınca yakana

İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi.

Sen ötelere hazırlanırken,

Öteler senin için süslenirken,

Son kez baktığın pencerede hayal edip seni,

Perdenin son kez kapanması gibi,

Kapanmalıydı gözlerim.

Sonra içime doğru gerilip,

Seni bize lutfedenin ismini haykırıp,

'Allah(C.C.) ' deyip,

Düşmeliydim yere.

Ama bunu kimse bilmemeliydi.

Seni mahşere kadar saklamıydım.

Ve mahşer günü...

Uzaktan seni seyretsem.

Sana yakın olmak için can atsam.

Beni engelleseler,

'Sen kim yakınlık kim? ' deseler.

Ben ağlamaktan konuşamasam.

Gözlerini çevirsen bana.

'Benim cennetim bana bakan gözlerindir.'

Ve tebessüm etsen.

Ama bunu kimse görmese,

Seni ebede kadar saklasam...


(Dursun Ali ERZİNCANLI)



                           

19 Kasım 2008 Çarşamba

YAZI TURA

Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor.

Öğretmen gelip başına dikilmiş:
- "Temel hepsini yazı tura atıyorsun, hala bitiremedin mi?"

Temel:
- "Hocam bir saat önce bitirdim ama cevaplarımı kontrol ediyorum!"

7 Kasım 2008 Cuma

DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,

Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,

Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,

Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,

Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,

Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,

Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,

Hava kadar lazım,

Ekmek kadar mübarek,

Su gibi aziz bir şeysin;

Nimettensin, nimettensin!

Desem ki...

İnan bana sevgilim inan,

Evimde şenliksin, bahçemde bahar;

Ve soframda en eski şarap.

Ben sende yaşıyorum,

Sen bende hüküm sürmektesin.

Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,

Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.

Günlerden sonra bir gün,

Şayet sesimi farkedemezsen,

Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,

Bil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme, müsterih ol;

Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,

Ve neden sonra

Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,

Hatırla ki mahşer günüdür

Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum...



(Cahit Sıtkı TARANCI)