27 Temmuz 2009 Pazartesi

Masaüstünüze yapışkan notlar


Her işletim sistemi için birçok çeşidi bulunan masaüstü yapışkan not uygulamalarına güçlü bir alternatif de Efficient Sticky Notes.
Ücretsiz bir masaüstü yapışkan not uygulaması olan Efficient Sticky Notes, diğer basit notlardan daha güçlü bir altyapı  sunuyor. Notlarınıza SHA algoritması ile şifreler koyup güvence altına alabildiğiniz uygulamada, ayrıca notları gruplara ayırıp, önem sırasına göre dizmek de mümkün.

Oluşturduğunuz notların son düzenlenme ve oluşturulma zamanını da kayıt altında tutan ve notların masaüstündeki rengini, transparanlığını, fontunu ayarlamanıza olanak tanıyan Efficient Sticky Notes, sisteminizi yormadan düzenli notlar tutmanız için ideal bir alternatif.

Erhan Kahraman - http://shiftdelete.net

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Allah'ın varlığına bu örnek yeter

PhotobucketProf. Dr. Osman ÖZSOY, iki hafta önce National Geographic'de izlediği belgeselde tanıştığı böceği bugünkü yazısına taşıdı ve 'nasipliler için her şey ortada' dedi.


İki hafta önce National Geographic’de heyecan verici bir belgesel izledim.
Bir canlının hayret edilecek yaşam mücadelesine yer verilen programı izlerken, uygun zamanda konuyu buraya da taşıma düşündüm. Hafta başında medyaya yansıyan bir konu, demek vakti şimdi imiş diye düşünmeme neden oldu.
Geçtiğimiz hafta sonu devlet parasız yatılılık ve bursluluk sınavında sosyal bilgiler alanında sorulan 21. soru tartışmalara neden oldu.
Soru şuydu:
“Evrendeki düzen, hiçbir şeyin rastlantı sonucu ortaya çıkmadığını göstermektedir. Evrendeki varlıkların kendi kendilerini var etme güçleri yoktur. “Bu bilgilerin ikisini de iyi değerlendiren kimse, aşağıdakilerden hangisine ulaşır:
A) Varlıklardaki düzen onların kendilerini var ettiklerini gösterir.
B) Evrenin varlığının bir başlangıcı yoktur.
C) Evrendeki varlıklar rastlantı sonucu ortaya çıkmıştır.
D) Evren bir yaratıcı tarafından planlı bir biçimde yaratılmıştır.
Sınavda doğru cevap şıkkı D olarak veriliyordu. Yani kâinat rastgele oluşmamış, bir Yaratıcının eseri olarak ortaya çıkmıştı.
Başta insanın maymundan geldiğine inananlar olmak üzere Yaratılış düşüncesi karşıtı çevrelerden sert tepki geldi soruya. CHP Milletvekili Turgut Dibek, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'ya konuyla ilgili 3 soru yönelterek Allah-u Teala'nın evreni yarattığının kesin olmadığını ima etmiş.
Şimdi gelelim National Geographic’de izlediğimiz yaradılış harikası canlıya...
Dünyanın en kurak alanlarından biri Güney Afrika'da bulunan Namib çölü. 60 dereceyi bulan gündüz sıcaklıklarının yanısıra esen sert rüzgarlar da yaşamı son derece zorlaştırıyor. Yağmur neredeyse hiç görülmüyor. Namib çölünde yaşayan canlılar için tek su kaynağı, ayın sadece 6 günü sabahları ortaya çıkan sis damlacıkları.
Belgeselde, herhangi bir nedenle susuz çöle düşmüş insanların başlarının çaresine nasıl bakılabileceğinin ipuçları verilirken, eğer varsa o bölgede yaşayan canlıların izinin sürülmesi isteniyor ve canlıların belli aralıklarla muhakkak bir su kaynağına gideceği bilgisine yer veriliyordu.
Çölde yaşayan bir canlı için su kaynağı bulmanın güçlüğü ortada. Ne var ki Namib çölünde yaşayan Stenocara böceği için bu durum pek de sorun oluşturmuyor. Böceğin sırtındaki özel dokular havadaki damlacıkları yakalıyor, yoğuşturuyor ve doğrudan canlının ağzına iletiyor! Kısacası, dünyada suyun en kıt olduğu yerde Allah (cc) suyu doğrudan canlının ağzına götürüyor.
Bu çölde yaşayan az sayıdaki canlı türünü inceleyen Chris Lawrence ve Andrew Parker isimli İngiliz bilim adamları, böceğin mikroskop altında incelenen sırtında suyu şaşırtıcı bir şekilde yakalayıp hayvanın ağzına ileten özel bir tasarım olduğunu tespit etmişler.
Stenocara böceğinin sırtında tepecikler bulunuyor. Ancak bu tepelerin zirveleri ve yamaçları arasındaki dokular birbirinden farklı özellikteler. Zirvelerin arasında uzanan yamaçlar ve vadiye benzeyen kanallar balmumu benzeri bir malzemeyle kaplılar. Bu malzemenin özelliği suyu iterek etkili bir şekilde iletmesi. Buna karşın zirvelerde bu malzemeden bulunmuyor. Bu yüzden zirveler suyu iten değil çeken bir özelliğe kavuşuyor. Havadaki su damlacıkları, camla temas eden su buharı gibi zirvelere yapışıp yoğuşuyorlar.
Yapışan su miktarının artmasıyla birlikte ağırlığı da artan su damlacığı yamaçlara doğru kaymaya başlıyor. Yamaçlara geldiği anda bu defa suyu iten özellikte dokuyla karşılaşan su damlacığı bir teflon tavadaki su damlacığı gibi davranıyor ve kolayca kayıveriyor. Böceğin ağzına doğru ve birbirlerine paralel uzanan kanallar suyu etkili bir şekilde taşıyarak böceğin ağzına iletiyorlar. Bu kanallarda suyun akabilmesi, kanal yüzeyindeki gözle görülmeyecek kadar küçük tümseklere dayanıyor. Milimetrenin sadece 100.000 de biri çapında olan bu tümsekler engebeli bir arazi oluşturuyor. Yüzeyin kabartılı olması, su damlasının hareketini hızlandırıyor. Yüzeyle temas alanı azalan su damlacığı daha az bir sürtünme kuvvetine sahip oluyor ve hiçbir kayba uğramadan böceğin ağzına akıyor. Bu durumda böceğe ağzını açıp beklemekten başka birşey kalmıyor!
Nature isimli bilim dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, böceğin sırtında adeta bir mimari plan bulunuyor. Bilim adamları su damlasını etkileyen faktörler arasında matematiksel bir denklem bulunduğunu ortaya çıkardılar. Buna göre rüzgarın hızı, su damlacığının ideal büyüklüğü ve tepenin eğimindeki açı arasında özel bir denge kurulu. Yani tepelerin açısı biraz daha farklı olsa veya balmumuyla kaplı yüzey biraz daha dar olsa su böceğin ağzına akamadan buharlaşacaktı. Elbette böyle bir durumda böcek bu su toplama sisteminden mahrum kalacaktı.
Bu böcekteki kompeks tasarımın özel olarak yaratıldığı apaçık ortada. Hiçbir böcek çölde yürürken sırtında özel tepecikler çıkaramaz, bunları özel malzemelerle kaplayamaz, tepe eğiminin uygun matematiksel açısını belirleyemez. Bir bilim adamının tasarladığından iki kat daha etkili bir su toplama ünitesi tasarlayamaz. Yüce Allah yaşadığı sıcak ortamda böceğe böyle etkili bir su toplama sistemi bahşetmiştir. Bilimin doğadaki tasarımı taklit etmeye başlaması O'nun yaratışının kusursuzluğunu göstermektedir.
Bu sistem şimdi dünyanın kurak bölgelerinde yaşayan insanlara su sağlama projelerine ilham kaynağı oluyor.
Bahar geldi... Doğa tüm güzelliği ile yeniden canlandı. Allahü Teala’nın varlığını iliklerimize kadar hissetmek için öyle çok uzaklara gitmeye gerek. Şu satırları okumanıza vesile olan gözünüz de, O’nun varlığını içinizde doyumsamanızı sağlayan gönlünüz de O’nun varlığına işarettir.
Allah’ın en sevmediği şey farkındasızlıktır. Etrafınızı temaşa edin ve görün...
Herşey o kadar ortadaki...
Tabi ki nasiplilere...

5 Mayıs 2009 Salı

Çikolota ile çalışan otomobil

 Direksiyonu geri dönüştürülmüş havuçtan mamul, atık çikolata ve şarapla çalışan ve saatte 200km yapabilen yarış otomobili piste çıkıyor.

Bilim adamları, çikolata atıklarından üretilen yakıtla çalışan yarış otomobili geliştirdi.
Independent gazetesinin haberine göre dünyanın en hızlı biyoyakıtla çalışan aracı olması beklenen otomobil, çikolata fabrikalarının atıkları ve nebati yağdan elde edilen yakıtla çalışıyor.
Otomobilin direksiyonu havuç ve diğer kök sebzelerin liflerinden, koltukları da keten lifi ile soya fasulyesi yağı köpüğünden yapıldı. Otomobilin kaportası da yine bitki liflerinden üretildi.
Warwick Üniversitesi bilim adamları, bu otomobilin biyoyakıtla çalışanlar içinde en hızlısı olmasının, hızının saatte 145 kilometreye ulaşmasının ümit edildiğini belirtti.
Warwick proje müdürü James Meredith, geliştirdikleri otomobilin, hem hızlı hem verimli hem de çevreye dost bir modelin mümkün olduğunu gösterdiğini söyledi.





 
















4 Mayıs 2009 Pazartesi

Hayatımızdan çalan elektronik tehlikeler


Cep telefonu, saç kurutma makinesi, elektrikli tıraş makinesi, kablosuz modem ya da TV... Her gün kullandığımız elektrikli aletlerin sağlığımıza olumsuz etkileri hakkında bir fikriniz var mı?

Evde ve işyerinde kullandığımız elektrikli aletler yaşamımızı kolaylaştırsa da yaydıkları elektromanyetik dalgalarla sağlığımızdan bir şeyler götürüyor olabilir..... 

Her gün kullandığımız elektrikli aletlerin sağlığımıza olumsuz etkileri hakkında bir fikriniz var mı? Dünyada pek çok bilim insanı bu konuda ikiye bölünmüş durumda. Kimileri, "Bu aletlerin ve cep telefonunun sağlık üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi yok," derken, bazı bilimciler tehlike çanlarının çaldığına işaret ediyor. Yıllardır elektromanyetik dalgaların sağlık üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları Dr. Howard Fisher ve Dr. Colombe Gauvin, elektromanyetik dalgaların insan sağlığını tehdit ettiğini savunanlardan. 

1- Bu konuda en çok bilinçlendirmesi gerekenler hamile kadınlar ve çocuklar. Elektromanyetik dalgaların insan sağlığına etkileri ve korunma yollarıyla ilgili eğitilmeleri şart.

2- Bilgisayar kullanırken, hem x-ışınlarından hem de elektromanyetik radyasyondan korunmak için ekrandan en az bir kol boyu uzaklıkta çalışmak gerekiyor. 

3- İki yıl kadar sonra binalarda en azından birkaç dakika kalıp, arınabileceğiniz elektromanyetik radyasyon barındırmayan odalar yapılmaya başlanacak. 

4- Manyetik alanların duvarlardan (metal dahil) geçebileceği de göz önüne alınarak, yatak odalarınız veya uzun süre oturduğunuz yerlerin yakınında çok akım çeken aletleri bulundurmayın. 

5- Elektrikli tıraş makinesi veya saç kurutma makinesi gibi aletlerin, çok kısa süreli kullanılmalarına karşın, yaydıkları elektromanyetik radyasyon yüksek oluyor. Elektrikli tıraş makinesini mümkünse şarjlı kullanın. Saç kurutma makinesini uzun süreli kullanmak yerine aralıklarla kullanın. Uyku düzeninizin bozulmaması için saç kurutma makinesini yatmadan önce kullanmayın. 

6- Yatağın başucuna koyulan elektrikli saatler ve elektrikli battaniyeler çok yüksek ve uzun süre maruz kalınan elektromanyetik alanlar oluşturur. Yatağınızı mümkün olduğu kadar elektromanyetik alanlardan uzağa koymalısınız. Elektrikle çalışan radyolu çalar saatleri başınızdan mümkün olduğunca uzak tutmalı ve mümkünse pille çalışanları tercih etmelisiniz. Elektrikli battaniye kullanıyorsanız, yatağa girmeden önce elektriğini kapatmalısınız. 

7- Dinlendirici bir uyku için yatak odasında televizyon ile bilgisayar bulundurmayın.Eğer varsa yatarken bu cihazları tamamen kapatın. 

8- Yatağınızın başucunu komşunuzla paylaştığınız duvara yaslamamaya çalışın. Komşunuz duvar arkasında bir elektronik alet kullanıyor olabilir. 

9- Açma-kapama düğmelerinden tam olarak kapatılan aletler elektromanyetik alan yaymaz, ancak fişleri takılı olduğu sürece elektrik alanı oluşturmaya devam edebilir. Bu sebeple mutlaka elektrikli cihazlarınızı ya açma kapama düğmesinden kapatın ya da fişini çekin. 

10- Geleneksel ampullerin alanları düşüktür ancak floresan gibi lambalar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Floresan lambalar, en çok elektromanyetik radyasyon yayan aletler listesinde ön sıralarda yer alıyor. Aydınlanma şeklinizi bir de bu açıdan gözden geçirin. Halojen, floresan gibi ekonomik lambaları, okurken kullanmamaya çalışın. 

11- Telefon ile konuşurken başparmağınızı cep telefonu ile kulağınızın arasına koyarak, telefonunuzun kulağınıza yapışmasına engel olmalısınız. 

12- Eğer telefonunuz çekmiyor ya da düşük anten seviyesinde gösteriyorsa, arama yapmakta ısrar etmeyin. Eğer ısrar ederseniz, telefonunuz şebekeyi aramak için çok daha güçlü bir elektromanyetik alan yayacak, vücudunuz her aramada elektrik yüklemesine maruz kalacaktır.


Kâbe ölçülerine göre yapılan tek cami


Fatih-Çarşamba'daki meşhur İsmail Aağa Camii'nin Kabe ölçülerine göre yapılmış tek cami olduğunu biliyor muydunuz?

İsmail Ağa Camii, mimarisinden çok sosyal konumu nedeniyle büyük ilgi gören ve önemli bir cami…

Kabe'nin duvarlarının ölçüsü 11.68, 12.04, 10.18, 9.90 metre. İsmail Ağa Camii'nin duvarları da Kabe duvarları gibi birbirinden farklı ölçülere sahip.

Mimarisindeki sadelik ve tevazu nedeniyle dış görünüş olarak turistik bir değer atfedilmeyen İsmail Ağa Camii'nin aslında dünyadaki Kabe ölçülerine göre yapılmış tek cami olduğunu biliyor muydunuz?

1723 yılında Osmanlı'nın 56. Şeyhülislamı Ebuishak İsmail Efendi'nin yaptırdığı caminin ölçüleri, en, boy ve yükseklik olarak Kâbe'nin ebatları ile birebir örtüşüyor.

Tüm duvarları tıpkı kabe gibi farklı ölçülere sahip. Yani 9m ile 11 metre. Kagir ve kubbeli cami, Lale Devri Osmanlı mimarisinin barok üsluba geçiş örneklerinden. Ana kubbenin iki yanında üçer küçük kubbe daha var. En, boy ve yükseklik bakımından Kábe'yle aynı ölçülerde.


Caminin içinde sekiz mermer sütunun üzerinde kadınlar mahfili cemaat bölümünün üstünde, beş küçük kubbe yer alıyor. Kabe'nin çevresindeki revakları hatırlatıyor. ..

Bu bölümün sağında ve solunda duvara oyulmuş iki mermer mihrap bulunuyor. İsmailağa Camii, 1894'teki büyük İstanbul depreminde harap oldu, minaresi yıkıldı. Bakırcı ve kalaycılara mesken oldu. 1952'de Vakıflar'ın gözetiminde halkın yardımlarıyla aslına sadık kalınarak onarıldı ve yeniden ibadete açıldı. 

24 Şubat 2009 Salı

Tüm zamanların en sık sorulan soruları


Aylık popüler bilim dergisi Focus’un son sayısında tüm ‘zamanların en büyük 101 sorusu’ başlığı ile özel bir dosya hazırladı. Dosya’da en merak edilen 101 soru ve cevabı yer alıyor.
İşte listenin başındaki ilk 20 soru ve cevapları;
1-Açık havada yıldırımdan korunmak için en güvenli yer neresidir?
Açık alanda uzun ve sivri isimler genellikle yıldırımın hedefi olurlar ancak bu kesin değildir. Bazı zamanlarda uzun bir ağacın çevresindeki düz alanlara da yıldırım düşebilir. Bir otomobil ya da kapalı metal bir yapı yıldırım düşmesine karşı en güvenli yerdir. Farklı araziler (su ve kaya, kaya ve toprak, ağaç ve yer) arasındaki sınırlardan uzak durun. Ayrıca, yıldırımın bir nesneden diğerine atlama özelliğinden dolayı, metal nesnelerden ve diğer insanlardan da en az beş metre uzak durun.

2-Neden tek yumurta ikizlerinin parmak izleri farklıdır?
Her ne kadar tek yumurta ikizleri aynı DNA’ya sahip olsalar da hücre-hücre aynı değildir, dış görünüşünüzü genleriniz belirlemez. Parmakizleri fetüs ana rahminde gelişirken hormon seviyesindeki dalgalanmalar gibi nedenlerden dolayı yarı rastlantısal biçimde belirlenir. Benzer biçimde deri üzerindeki çiller ve benler de rastgele oluşan mutasyonlardır ve tek yumurta ikizleri arasında farklılık gösterir.

 3-Ortalama insan boyu sürekili uzayacak mı?
Ortalama insan boyu, çocukluk dönemindeki beslenme ve cinsel seçilim nedeniyle, en azından Batı dünyasında uzuyor. Ancak kadınların 183 cm’den uzun erkekleri daha çekici bulma eğilimlerinin devam etmeyeceği tahmin ediliyor, çünkü 188 cm. üzerindeki insanların, boyları nedeniyle sağlık problemlerine yatkınlıkları artıyor. Bunun nedeni de 203 cm’den daha uzun insanların kalpleri bedenin tamamına kan pompalamada zorlanıyor.
4-Neden ateşimiz yükseldiğinde üşürüz ve titreriz?
Ataşimizin yükselmesi, hipotalamusta bulunan bedenimizin iç termostadının sıcaklığının yükselmesi ile gerçekleşir. Fazla egzersiz yaptığınızda ya da sıcak bir günde vücut sıcaklığınız yükselebilir ama iç termostatt a bir ısı değişimi olmaz, yaklaşık 36.8°C’de sabir kalır. Kendinizi sıcaklamış hissttiğinizde hipatolamus bunu terleyerek ya da deriye kan pompalayarak düzeltmeye çalışır. Tüm bunların yanında ateşlendiğinizde termostaddaki ısı da artar. Bu da beden sıcaklığımızın 36.8°C’nin altına düştüğü anlamına gelir, siz de üşür ve beden ısınızı arttırmak için titrersiniz. Daha yüksek vücut ısısı akyuvar sayısını arttırıp, bakterilerin tekrar oluşumunu yavaşlattığı için mikroplarla savaşta yardımcı olabilir.
5-OK neyin kısaltılmasıdır?
Bununla ilgili en popüler teori ‘all correct’in (herşey yolunda) kasıtlı olarak ‘oll korreckt’ biçiminde yanlış yazılması ve buradan yapılan kısaltma olduğu yönündedir. OK, gülünç olması için sözcüklerin yanlış yazılmasının moda olduğu 1840’larda Boston gazetelerinde popüler oldu. Bununla ilgili bir efsane de OK sözcüğünün New York’lu demokratların adayları Martin Van Burten’in takma adı olan Old Kinderhook’un kısaltılmasıyla bu sözcüğü kullandıkları yönündedir.
6-Neden ozon tabakasını, insan yapımı ozon gazıyla dolduramıyoruz?
Antarktika üzerindeki ozon deliğinin kapladığı alan ABD’nin yüzölçümünden daha büyüktür ve buranın tekrar doldurulması için on milyonlarca ton ozon gerekir. Basitçe bu kadar büyük miktarda ozonu sadece gerekli olan yere taşımak bile astronomik bir maliyette neden olur.
7-Sudan çıkınca el ve ayaklar neden buruşur?
Eğer hücrelerinizin sahip olduğundan daha az yoğunlukta ya da da az tuz çözeltisinin olduğu suya girerseniz, su osmos yöntemiyle abzorbe edilir ve bu da derinizdeki hücrelerin şişmesine neden olur. Hücreler alt tabakadaki dokulara bağlı olduklarından deri bu duruma uyum sağlayabilmek için buruşur.
8-Hıçkırık nedir?
Hıçkırık diyaframın istemsiz kasılması sonucunda oluşan ani hava girişi sonucu oluşur. Glotis (nefes borusunun ağız bölümü) aynı anda kapanır böylece içeride kalan havanın kapanan glotise çarpması ile de hıçkırık sırasındaki karakteristik ses meydana gelir.
9-Dünya’nın yuvarlak olduğunu kanıtlamanın kolay bir yolu var mı?
Evet, seyahet edin. Dünya yüzeyi kavisli oldğu için farklı takım yıldızlarının ortaya çıktığını farkedeceksiniz.
10-Su dışında balık tutulabilir mi?
Evet. Bazı balık türleri su dışında nefes alabilir ve sürünebilir. Ayrıca yakşalık 50 tür balık uçabilir.
11-Neden deniz havası insan için iyidir?
Deniz havası, özel olarak insanlar için iyi değildir. Viktorya Çağı İngilteresi’nde belki de dönemin kentlerindeki kirli havayla karşılaştırılarak, sahil kenarlarındaki mesire alanları temiz havası nedeniyle ün kazandı. Deniz kenarlarının ‘sağlıklı’ kokusunun nedeni kıyı kenarında yaşayan bakteriler tarafından oluşturulan kimyasal maddelerin az yoğunluktaki varlığıdır. Son dönemlerde yapılan bir araştırma, deniz tuzunun, denizdeki egzos dumanıyla kimyasal tepkimeye girerek limanlardaki hava kirliliğini daha da arttırdığını ortaya koyuyor.

12-Bitkiler yaşlılık nedeniyle ölür mü?
Uygun şartlar altında bazı bitkiler sonsuza dek yaşayabilir. Ölüm nedenleri dış şartlarda oluşan değişimlerdir. Ancak yıllık bitkiler tohum verdikten sonra ölürler.
13-Sakızı yuttuğumuzda içimizde yıllarca kalır mı?
Hayır. Sakızın sindirimi zordur ama sindirim sisteminden kurtulmayı başarabilecek mucizevi özellikleri yoktur. Genellikle sindirilme süresi üç gündür.
14-Fobilerin nedeni nedir?
İnsanların yaklaşık yüzde onu fobilerden müzdariptir. Bazılarında travmatik bir olay tetikleyici olabilirken bazı fobiler fiziksel problemlerle ilgili olabilir. Yapılan araştırmalar bazı basit fobilerin genetik olduğunu bazılarınınsa kültürel geçmişe dayandığını gösteriyor. Örneğin, örümcek korkusu Ortaçağ’dan miras kalmış olabilir. Büyük veba salgını sırasında kurbanların boşaltıkları evlerinde ağlarını kuran örümcekler nedeniyle, bu hayvanlar ile veba arasında bir ilişki kurulduğu tahmin ediliyor.
15-Erkeklerde selülit olur mu?
Evet. Portakal kabuğu görünümlü deri sorunu yalnızca kadınların derdi değil. Erkeklerde de selülit olabilir ancak genellikle boyun ve karın çevresinde.
16-Bakteriler diğer bakterileri yakalar mı?
Evet. Bakteriler, diğer koloniledeki bakterilere saldırabilir.
17-Neden arka koltukta daha çok araç tutması yaşanır?
Bunun muhtemel cevabı, arka koltukta yeteri kadar iyi görüş açısının olmamasıdır. Araç tutması, iç kulakta hareket algılanırken, gözlerden sabit olduğunuz bilgisinin gelmesi nedeniyle yaşanır.
18-Yalnızca su ve vitaminle yaşayabilir miyiz?
Hayır. Vitamin ve minareller kadar enerji üretmek ve hücrelerin kendilerini yenileyebilmesi için karbonhitrat, yağ ve proteine de gereksinim duyarız.
19-Sıcak içecekler insanı üşütür mü?
Evet. Sıcak içecekler bedeni olduğundan daha sıcak hissetmesine neden olur. Bu nedenle terlenir ve bu da vücut ısısının düşmesine neden olur.
20-Ay olmasaydı ne olurdu?
En önemli etki (ayışığının eksikliği dışında elbette) gel-gitlerde olacaktı. Yalnızca Güneş’in kütleçekim kuvvetiyle, gel-gitlerin üst ve alt seviyesinde dramatik düşüşler olacaktır. Bu da Dünya’nın hızında yüzyılda yaklaşık 0.002 saniyelik bir yavaşlamaya neden olur. Bunun uzun dönemdeki etkileri çok daha ciddi olur. Mevsimler Dünya’nın yörüngesindeki 23.5°lik eğikliğe bağlıdır. Ay’ın görece olarak muazzam kütle çekimi olmadan yörüngedeki eğiklik sabitliğini yitirecek, diğer gezegenlerin kütle çekimi bu açıda büyük değişikliklere neden olacaktır. Ama bu çok kısa zamanda gerçekleşmeyecek. Örneğin Mars’ın etkisiyle açının 60° değişmesi bir milyon yıldan fazla zaman alacaktır.

Kadın güzelden daha iyi anlıyor


Bilim adamları, erkeklerin güzel görüntüleri beyinlerinin sadece bir tarafıyla algıladıklarını, kadınların ise güzel bir şey gördüklerinde beyinlerinin her iki tarafını da kullandıklarını belirttiler.

Kadınların güzellikleri erkeklerden daha iyi değerlendirdiği belirlendi. Guardian gazetesindeki habere göre yeni bir araştırmada, resim, fotoğraf gibi objelere bakan insanlara yapılan beyin taramasında, güzelliğin sadece bakan kişinin gözünde olmadığı ortaya çıktı.
Buna göre, erkekler ve kadınlar güzel olduğunu düşündükleri bir şeye baktıklarında beyinleri farklı reaksiyon gösteriyor, kadın beyni erkeğinkinden daha faal hale geliyor.
Madrid'deki San Carlos Kliniği'nden bilim adamları, güzel bir resim gördüklerinde erkeklerin beyinlerinin sadece sağ tarafının, kadınların beyinlerininse her iki tarafının da daha aktif hale geldiğini saptadılar.
Bilim adamları, bu farklı tepkinin, kadın ve erkeğin uzamsal bilgiyi işleme yöntemlerinin yanı sıra erkeklerin bir resme bütün olarak bakması, kadınlarınsa küçük detaylara bile dikkat etmesiyle bağlantılı olabileceğini düşünüyorlar.
Proceedings of the National Academy of Sciences'da yazan bilim adamları, gösterilen resimlere her iki cinsin de 3000 milisaniye içinde tepki verdiğini, beynin en çok faaliyete geçen bölümünün parietal lobu olduğunu belirlediler. Erkeklerde ise bu faaliyet sadece sağ tarafta saptandı.

22 Şubat 2009 Pazar

Bilgisayardan bas konuş


Bilgisayarınız üzerinden arkadaşlarınızla telsizlerdeki gibi bas konuş bir sisteme sahip olarak iletişim kurabilmeyi ister misiniz?

Arkadaşlarınızla tek bir tuşa basarak konuşabileceğiniz yani kısaca bas konuş sistemli bir yazılım olan Loudtalks ile telsiz keyfini ücretsiz olarak bilgisayarınıza taşıyabilirsiniz. Program kurulum aşamasından sonra sizden kullanıcı adı ve parola istiyor. Bu işlemi tamamladıktan sonra karşınıza anlık mesajlaşma servislerinde olduğu gibi bir pencere geliyor.


Cep Telefonunuzda Kullanın

Loudtalks
’da arkadaşlarınızın kullanıcı adı veya kayıtlı e-posta adresini yazarak onları listenize ekleyebilirsiniz. Bu andan sonra yapmanız gereken tek şey arkadaşınızın ismini listeden seçerek F7 tuşu ile onunla irtibata geçmek. Bu tuşa bastığınız sürece sesinizi duyurabileceğiniz Loudtalks birden fazla kişiyle aynı anda sohbet imkanı da tanıyor. Programı ayrıca Windows Mobile işletim sistemine sahip akıllı telefonlarda da çalıştırabilir ve böylece telsiz deneyimini tam anlamıyla yaşayabilirsiniz.







YARIM KALAN SEVDALAR

Photobucket

20 Şubat 2009 Cuma

Türkiye'ye bir de böyle bakalım..



Her bir köşesi cennet,her bir köşesi ayrı bir hazine.. Ülkemizin doğal güzellikleri, yemyeşil vadileri, dağları, ovaları.. kısacası her köşesi saklı bir cennet gibidir. İşte dünyayı mest eden o saklı cennetten kareler..Photobucket
   Adana Su Parkı

Photobucket
  Ağrı Dağı

Photobucket
    Alibeyköy Maglora Kemeri

Photobucket
       Antalya Kemer

Photobucket
        Atatürtk Barajı

Photobucket
  Ayasofya

Photobucket
     Bursa Ulucami

Photobucket
   Büyükada Ruhban Okulu

Photobucket
Dalyan

Photobucket
  Erzurum Ösvank Kilisesi

Photobucket
   Fethiye Göcek Yassıca Adaları

Photobucket
 İzmir Alaçatı

Photobucket
    İzmir Gediz Tarlası

Photobucket
 İzmir - Milet Tarladaki İşçiler

Photobucket
   Kapalı Çarşı

Photobucket
  Kekova Batık Şehir

Photobucket
    Konya Meke Gölü

Photobucket
Manavgat Şelalesi

Photobucket
   Mersin Caretta çocuk parkı

Photobucket
  Mersin Cennet - Cehennem Mağaraları

Photobucket
  Polatlı Gordion'da Tarlalar

Photobucket
  Şanlıurfa Halfeti Gümüşkaya Köyü

Photobucket
 Tatvan Nemrut Krateri

Photobucket
Trabzon Kuştul Manastırı

Photobucket
 Trabzon Sümela Manastırı

Photobucket
  Tuz Gölünde Flamingolar

Photobucket
        Beypazarı

18 Şubat 2009 Çarşamba

Filmlere anında alt yazı bulun!


Video oynatıcınızda açtığınız yabancı kaynaklı bir videonun altyazısını otomatik olarak arayıp, anında görüntülediğiniz videoya dahil eden Sublight’ı ücretsiz kullanın.

Aralarında Türkçe de bulunan tam 27 adet dilde alt yazıları bulabilen Sublight tüm popüler medya oynatıcıları ile uyumlu olarak çalışabilen ücretsiz bir yazılım. Video oynatıcınızda açtığınız videonun alt yazı eksikliğini gördüğü an otomatik olarak alt yazı dosyasını internette aramaya başlayan yazılımda isterseniz kendiniz de arama yaptırabilirsiniz.

Zaman akıp gitmesin!


Ofiste veya işinizin başındayken zamanın su gibi akıp geçtiğini mi düşünüyorsunuz? ManicTime ile ne zaman ne yaptığınızı ölçün.

Ücretsiz bir Windows aracı olan ManicTime, gün boyunca çalıştırdığınız uygulamaların takibini yapmaya yarıyor. Etiketler, grafikler ve yazılı raporlarla tam tekmil bir takip merkezi sunan ManicTime, hangi programların ne kadar süre kullanıldığını ve bu programlarla hangi dosyalara erişildiğini raporluyor.
Aman Patron Görmesin
Ne zaman çalışıp hangi aralıkta kaytardığınızı, hangi uygulamaları kullandığınızı ve belirlediğiniz bir uygulamayı kullanıp kullanmadığınızı görüntüleyen üç farklı zaman çizelgesine sahip olan ManicTime, iş hayatınızın vazgeçilmez takipçisi olmaya aday.

Ünlü markalardan takı tasarımları


Christian Lacroix'ten Gucci'ye birçok ünlü markadan göz alıcı takı tasarımları... Ametist, opal, swarovski ve turkuaz taşı ile bezenmiş bu tasarımların eşi benzeri yok.

PhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucket