TUTKUN KARADENİZ

15 Nisan 2010 Perşembe

Kadınlar neden alışveriş tutkunu?


Psikologlar, kadınların regli dönemlerde hiç giymeyeceklerini bildikleri kıyafetleri bile satın almaktan kendilerini alıkoyamamalarının ardında bilimsel gerekçe bulunduğunu savundu.

Yapılan çalışmaya göre, kadınların ''luteal dönem'' adı verilen, regli görmelerine 10 gün kala başlayan dönemde harcama isteklerine gem vuramadıklarını gösterdi. 

Hertfordshire Üniversitesi mensubu bilim adamları, kadının aşırı alışveriş yapmasının ardında, vücudundaki hormonal değişimle başa çıkma isteğinin bulunuyor olabileceğini bildirdi. ''Pre-menstrual sendrom'' adı verilen, aşırı sinir ve duygusallıkla ortaya çıkan bu rahatsızlık her 10 kadından 9'u tarafından her ay yaşanıyor.
18-50 yaş grubundaki 443 kadın üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarını açıklayan Prof. Karen Pine, ''Kadının harcama isteği adeti geciktikçe artıyor'' dedi.

Pine, gereksiz alışveriş yapıp mali durumunun bozulmasından korkan kadınların regli olmadan 10 gün önce başlayan dönemde çarşıya çıkmamaları gerektiği uyarısında da bulundu.

8 Nisan 2010 Perşembe

Başiktaş'a gönül veren ünlüler...




ABDULLAH GÜL


DEVLET BAHÇELİ

HİLMİ ÖZKÖK

AHMET NECDET SEZER

PERVEZ MÜŞERREF

HİKMET ÇETİN

YILMAZ ERDOĞAN

ECE ERKEN

NECO

KİBARİYE 

ŞAFAK SEZER

GİZEM ÖZDİLLİ 

FERİDUN DÜZAĞAÇ 

GÜLŞEN 

HAKAN ALTUN

HÜLYA AVŞAR 

KAYA ÇİLİNGİROĞLU 

NURİ SESİGÜZEL 

LEMAN SAM 

BİROL GÜVEN 

RAHMİ KOÇ 

MESUT YAR 

MÜJDAT GEZEN 

ECE GÜRSEL 

TAMER KARADAĞLI 

UĞUR YÜCEL

MUSTAFA SANDAL 

UFUK YILDIRIM

ŞEVVAL SAM 

ERKİN KORAY 


MURAT BAŞARAN

EBRU ŞALLI 

PEKER AÇIKALIN 

REHA MUHTAR 

ÇAĞLA KUBAT 

SARP APAK

TEOMAN 
NEFİSE KARATAY 

HAŞMET BABAOĞLU 

 
 DEMET AKALIN

 KAYBETTİKLERİMİZ
 
AYHAN IŞIK

CENK KORAY

BARIŞ AKARSU

AYKUT ORAY 

Bu köfteyi yiyenin gözleri 4 açılıyor!


Ağrı yöresine has olan ve şifalı olduğuna inanılan ''Aptigör Köftesi'', yöre kadınlarının en zorlu yemeği. Köftenin efsaneleşen hikayesi ise bir hayli ilginç...

Ağrı yöresine has olan ve şifalı olduğuna inanılan ''Aptigör Köftesi'', yöre kadınlarının en zorlu yemeği. Öğle saatlerinde yapımına başlanan yemek, akşam saatlerinde servise sunulabiliyor.
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine özgü ve şifalı olduğuna inanılan ''Aptigör Köftesi''nin yapımı yaklaşık 4 saat sürüyor. Yemek, şifalı olduğuna inanıldığı için hemen hemen haftada bir yapılıyor. Ev hanımları, zorlu olduğu için bu yemeği yapmaktan çekinirken, erkekler ise lezzetli ve şifalı olduğuna inandığı için sık sık yapılmasını talep ediyorlar.
Doğubayazıt'ta yaşayan Nermin Okçu (70), Aptigör Köpftesi'ni 15 yaşından bu yana yaptığını belirterek, dedelerinden bu yemeğin şifalı olduğunu duyduklarını, bu nedenle yıllardır yaptıklarını kaydetti.

Okçu, yemeğin lezzetli olduğunu, fakat yapımının çok zamanlarını aldığını belirterek, çok zahmetli olduğu için yaparken zorlandıklarını kaydetti.
Nermin Okçu tüm zorluklarına rağmen Aptigör Köftesi'nin nesilden nesile aktarılması için herkesin elinden geleni yaptığını söyledi.

APTİGÖR YEMEĞİNİN YAPIMI

Büyükbaş hayvanın but kısmından alınan etler bir taşın üzerinde saatlerce dövülüyor. Et krem kıvamına gelene kadar sinirlerinden arındırıldıktan sonra, bu kez de soğan ve karabiberle bir süre dövülüyor. Daha sonra az bir soğuk suyun içine atılan et, iri köfteler haline getiriliyor. Bu işlem yaklaşık 3 saat sürüyor.
Köfteler kısık ateşte yaklaşık 1 saat pişirildikten sonra, servise konuluyor. Etin suyu ise ya çorba şeklinde içiliyor ya da pilav yapılır.

APTİGÖR KÖFTESİ'NİN HİKAYESİ
Geçmişten bugüne gelen Aptigör Köfetesi'nin Ağrı'da dilden dile dolaşan hikayesi ise şöyle: ''Dönemin paşası Apti Paşa amansız bir hastalığa yakalanıyor ve gözlerini açamıyor. Bütün hekimlere haber salınıyor ve hekimler bu derde bir çare bulamıyor. Bunun hemen ardından yine o bölgede yaşayan bir yaşlı bir bilge saraya gelerek paşanın durumuna baktıktan sonra büyük baş bir hayvanın but kısmından siyah et ister. Bilge Ağrı Dağı'nın eteğinde büyük bir taşın üzerine eti sererek tokmakla saatlerce döver.

Eti sinirlerinden ayıklayan bilge adam, döve döve eti merhem (krem) haline getirir ve içerisine kuru soğan doğrar, karabiber atar yine saatlerce döver.

Daha sonra ezilen eti az soğuk suyla birlikte yoğurarak büyük köfteler yapan bilge adam 1 saat kısık ateşte köfteleri pişirir. Bilge adam, köfteleri yedirdiği paşaya, etin suyunu da içirir. Paşa o günün akşamı ayağa kalkar, gözü görür. O köftenin adı ise o günden bugüne Aptigör köftesi olur.''

2 Nisan 2010 Cuma

Nisan yağmurları adeta şifa kaynağı


Selçuklu döneminde ''şifalı'' olarak kabul edilen, kaplarda biriktirilip misafirlere, hastalara verildiği gibi yemeklerde de kullanılan nisan yağmuru ile ilgili Anadolu'da ilginç gelenekler var.

AA muhabirinin yaptığı araştırmaya göre, İç Anadolu Bölgesi'nde yağmurun en bol olduğu ve hububatın suya ihtiyaç duyduğu dönemde yağan nisan yağmurları, bölge insanı için bolluk ve bereket anlamına geliyor.

Selçukluya başkenttik yaptığı dönemde Konya'da nisan yağmurlarının kaplarda toplanarak hastalara şifa olarak dağıtıldığı, yapılan yemeklerin içine katıldığı biliniyor.
O dönemde Konya'da bulunan Mevlana Dergahı'nda Mevleviler, ''nisan tası'' adı verilen kaplara topladıkları nisan yağmurlarını, dergahı ziyarete gelen misafirlere ikram ediyorlar, bu suyun bazı dertlere şifa olacağına inanıyorlardı.
İlhanlı hükümdarı Ebu Sahip Bahadırhan tarafından 14. yüzyılda Mevlana Dergahı'na armağan edilen, 34 kilo ağırlığındaki bronz üzerine altın gümüş kakmalı nisan tası, halen Mevlana Müzesi'nde sergileniyor.

Mevlana'nın vefatından sonra Mevlevilerin, Mevlana'nın kullandığı destarı (Mevlevilerin başlarına taktıkları sikkelerin etrafına sarılan bez), kurak geçen yıllarda nisan yağmuru doldurulmuş kapta ıslatıp, destardan akan damlaları, bol yağmur yağması için tarlalara serptikleri belirtiliyor.
''Nisan yağmuru'' biriktirme geleneği azalsa da özellikle Konya'nın kırsal bölgelerinde çeşitli şekillerde yaşatılıyor. Nisan yağmurlarının şifalı olduğuna inananlar, yağmur yağarken leğen benzeri geniş ağızlı kapları açık alanlara bırakarak, içine yağmur sularının dolmasını sağlıyor.
Bu kaplarda biriken sular, daha sonra bidonlara aktarılarak çeşitli şekillerde kullanılıyor. Saçları uzamayanlar başlarını bu nisan yağmuruyla yıkarken, temiz kaplarda toplanan sular, baharın bolluk ve bereket getirmesi ya da hastalıklardan arınma düşüncesiyle içiliyor.

-NİSAN YAĞMURU İÇMEK BİLİMSEL OLARAK DOĞRU MU?-
Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Durak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yağmurun, okyanus, deniz, göl ve diğer su kaynaklarının buharlaşması, su buharı şeklinde oluşan bulutların soğuyarak yer yüzüne dönmesiyle gerçekleştiğini belirtti.
Prof. Dr. Durak, nisan yağmurlarının da benzer şekilde oluşarak yer yüzüne düştüğünü, ancak bu yağmura insanların özel bir önem atfettiklerini, bunun da bazı nedenleri olduğunu ifade etti.

-HAVASI KİRLİ YERLER İSTİSNA-
İlkbaharda tabiatın canlanmaya başlamasıyla birlikte bitki ve ağaçların çiçek tozları, reçine, eterik yağları (bitki kaynaklı, ağır kokulu yağlar) ve çiçek polenlerinin rüzgar ve hava akımlarıyla atmosfere karıştığını bildiren Prof. Dr. Durak, şunları kaydetti:
''Bu nedenle nisandaki yağmur yağışı sırasında, havadaki bu zerrecikler yağmurla birlikte yer yüzüne düşer. Nisan yağmurları içme ve kullanma sırasında da bu özellikleri nedeniyle önemli yarar sağlar. Ancak hava kirliliğinin yoğun olduğu kentlerde, havada asılı bulunan çeşitli karbon ve kükürt partikülleri ile birlikte çok sayıda zararlı kimyasal madde parçacıkları da yağmur sularına karışıyor. 

Bu nedenle havası kirli yerlerde yağmur suları faydadan çok zarar veren bir durumun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Havanın temiz ve kirletici unsurların olmadığı yerlerde yaşayanlar, nisan yağmurlarını temiz kaplarda toplayarak kullandıkları takdirde, sağlık açısından bir tehlikeden söz edilemez.''

1 Nisan 2010 Perşembe

1 Nisan tarihinin traji komik şakaları


Size bu gün "seçim iptal edildi" denilirse inanmayın. Eğer ciddi olduğunuz halde Söylediklerinize inanılmazsa da kızmayınünkü bugün 1 Nisan. Ve işte sonu hüsranla biten bir demet tarihi şaka:

 Dünyada şaka günü olarak bilinen 1 Nisan’dan nasibini almamış pek az kişi vardır herhalde. En olmadık vakitte akla hayale gelmeyen kurgularla bir anda şakalanıveririz. Peki nasıl ve ne zaman ortaya çıkmış bu şaka günü? Hemen anlatalım, en yaygın görüşe göre şu şekilde: 1514'te Fransa'da yapılan takvim reformuyla yılbaşı 1 Nisan tarihinden 1 Ocak'a alındı. Ama bunu bilmeyen ya bazı kişiler hâlâ yılbaşını nisanın ilk günü kutlamaya devam etmişler.
Bu protestocularla dalga geçmek için halk onlara çeşitli şakalar ve aldatmacalar yapmaya başlamış ve bu gelenek böylece sürüp gelmiş. Önce İngiltere'ye sonra diğer Avrupa ülkelerine, ardından Amerika'ya kadar yayılan bu alışkanlık bize kadar yansıdı. İşte “1 Nisan”ın  hikâyesi kısaca böyle.

Photobucket 
1 Nisan 'şakanın evrensel günü' kabul ediliyor. Fransa’da 1564 yılında takvimde yapılan reformla yılbaşı 1 Nisan’dan 1 Ocak’a alındı. 1 Nisan’ı sene başı olarak kabul etmeye devam edenlerle alay etmek amacıyla yapılan şakalar bu günü doğurdu.


Tarihe Not Düşülen 1 Nisan Şakalarından Bazıları
* Şaka TV’lere Çorap Bile Giydirdi
1962’de İsveç televizyonu eğer seyirciler isterse televizyonlarını renkliye çevirebileceklerini bildirdi. Tek yapmaları gereken ise bir naylon kadın çorabını ekrana geçirmekti. O gece 7 milyonluk ülkede yüz binlerce kişi bu yöntemi denedi.
Photobucket 

* Onlarca İnsan El Radyosundan Oldu
1 Nisan 1963'te Almanya-Holstein'de Werner Man adlı bir radyo spikeri şöyle bir anons yapıyor: "Göl kenarında şu anda beni pille çalışan el radyosu ile dinleyen birileri varsa radyoyu gölün içine soksunlar. Çünkü birazdan yapacağım yüksek frekanslı ses yayını ile gölde 500 metre alan içinde yüzen herkesi korkutacaksınız!.." Göl kenarında bulunan onlarca insan el radyolarını göle atıyor ve radyoları doğal olarak bozuluyor. Fakat işin acı yanı, o sırada küvette yıkanan ve elektrikli radyosunu dinleyen Heinrich Dichter adlı bir Alman vatandaş da bu anonstan sonra -sırf meraktan- radyoyu küvetin içine sokuyor ve maalesef 220 volt elektriğe maruz kalıp hayata veda ediyor... Olay sonrasında onlarca kişi telef olan radyolarının paralarını almak için spiker Werner Man'a dava açıyor. Ve davayı kazanıyorlar... 220 volt elektriğe maruz kalıp hayata veda eden Heinrich Dichter'in ailesinin açtığı dava ise spiker Werner Man lehine sonuçlanıyor...

* Psikolojik Etki Diye Buna Denir
1976 yılında İngiliz astronom Patrick Moore, BBC Radyosu’nda katıldığı programda Dünya gezegeninde yerçekiminin azalacağını ilan etti. Bunu herkesin kendi evinde de deneyerek fark edebileceğini belirten Moore, herkesin aynı anda zıplamasını istedi. Saatler 9.47’yi gösterirken telefonlar yağmaya başladı, tüm dinleyiciler yerçekiminin azaldığını kendilerinin de fark ettiğini söylüyordu.

* Solaklar İçin Hamburger
1998’de Burger King, USA Today’e verdiği bir sayfalık ilanda solaklar için özel olarak hazırlanmış “whopper” menüsünü sunacaklarını açıkladı. İlana göre, ülkedeki 32 milyon solak için hazırlanmış bu menüdeki hamburger, solakların rahatça yemesi için 180 derece dönüyordu. Ertesi günü Burger King, ‘solaklar için hamburger’in şaka olduğunu duyurdu. Ancak günlerce müşteriler gelerek bu menüden istedi.

Photobucket 


* Bumerang Döner Döner Sahibini Bulur
1 Nisan 1976'da Avustralya'nın Melbourne kentinde sokaktan geçenlere çuvalla para dağıtan 1 Nisan şakacısı bir televizyon programcısı, paraların hepsini dağıttıktan sonra, herkesin etrafında toplanmasını ve kendilerine önemli bir açıklama yapacağını söylüyor. Yüzlerce kişi şakacının etrafında toplanıyor. Ve şakacı televizyoncu, "az önce dağıttığım paraların hepsi
sahteydi, fakat hepiniz televizyona çıktınız 1 Nisan!.." deyip üzerlerinde çalıştığı televizyonun logosu basılı olan ve şakazedelere hediye amaçlı yapılmış bumerangları kalabalığa dağıtıyor. Yüzlerce şakazede sinirlenip bumerangları kameramana doğru fırlatıyor ve kameraman çok ağır şekilde yaralanıyor... Kamera içindeki kaset kurtarılıyor ve o akşam televizyonda yayınlanıyor. Program reyting rekoru kırıyor...

* Şakalayan Şakalanır
Devlet Tiyatroları sanatçıları “Karagöz” Mustafa Mutlu ile “Hacivat” Esat Tanrıverdi vatandaşlara şaka yapmak için harekete geçti. Ancak “Kolonya ister misiniz?” diye yanlarına yanaşan ve ikilinin ellerine zeytinyağını boca eden vatandaş, “şakanın” nasıl yapılacağını ikiliye gösterdi.

* Vapurda Şaka
Geçen yıl Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan bir vapurda Murat Alas isimli kişi “üzerimde bomba var, ellerinizdekileri yere koyun.” diyerek herkesi tehdit etti ve 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak sonra tahliye edildi.
 Photobucket
1957 yılında BBC’nin saygın haber programı ”Panorama”, ılık geçen kış nedeniyle ağaçlarda artık spagetti yetişmeye başladığını duyurdu. Bunun ardından köylülerin artık ağaçlardan spagettinin hasadını yapmaya başladığı açıklandı.

Photobucket 

Bir anda televizyon kanalına telefon yağmaya başladı, tüm izleyiciler kendi spagetti ağaçlarını nasıl yetiştirebileceğini soruyordu. Telefonu açan BBC yetkilileri de ’bir kutu domates soslu spagettiyi ekin ve tutması için dua edin’ yanıtını veriyordu.
Photobucket

Samsun Havza'da radyoyu canlı yayında arayan ve kendini 'Fettullah Doğrusöylemez' olarak tanıtan biri, 'Kunduz yaylasından arıyorum. Ormandan ilçe merkezine doğru yüzlerce fil geliyor, her şeyi ezip geçiyorlar' dedi ve onlarca kişi radyoyu aradı: Nereden