TUTKUN KARADENİZ

30 Eylül 2011 Cuma

AYRILIK TRENİ


Hiç bu kadar,
Apansız vurmamış,
Hiç bu kadar,
Sarsmamıştın beni.

Kinimden ya boğulacak,
Ya da fırlayacak yüreğim.
Kalmanın bir anlamı yok,
Al da git ne olursun
bendeki Seni...!

Ulaşıma kapatıyorum,
Aramızdaki yolları,
Rüyalarımda da görünme artık,
Hayalin bile kapımdan girmesin içeri...!

Zaten bende hep mülteci kalmıştın,
İşte sınır dışı ediyorum,
Tüm benliğimden Seni...!

Haydi topla valizini,
Bendeki anılarını,
Yükle yorgun vagonlara.
Elini ve yüreğini çabuk tut,
Ayrılık treni hiç beklemez,
Zamansız terk edenleri...!  

Ömer Osman Avcı

29 Eylül 2011 Perşembe

4 MEVSİMDE KAPADOKYA



   
Dünyanın en ilginç yer oluşumlardan Peribacaları, yer altı sığınakları ile Türk turizminin en önemli merkezlerinden biri olan Kapadokya, yazınolduğu gibi kışın da yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olurken birsbirinden güzel manzaralar ortaya çıkartıyor..



 

Milattan önce 8 bin yılları Neolitik döneme kadar uzanan köklü tarihinde Frig, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi 8 farklı medeniyete ve 20'ye yakın krallık benzeri toplum yapısına ev sahipliği yapan Kapadokya, doğal görünümüyle yüz binlerce insanı kendisine çekiyor.
Yılda yaklaşık 2 milyon turisti misafir eden bölgede, Roma baskısından kaçarak Anadolu'ya kadar gelen ilk Hristiyanlar'ın ana mekanlarından olan 200'e yakın yeraltı yerleşim mekanı ile 450'ye yakın kilise, manastır ve şapel bulunuyor.
Yükseltileri kimi yerde 40 metreye ulaşan peribacalarının kaynaklık ettiği bölge, Amerika'dan Avustralya'ya kadar dünyanın her yerinden insanı 4 mevsim misafir ediyor.


 



4 Mevsimde Kapadokya - Fotogaleri





4 Mevsimde Kapadokya - Fotogaleri





4 Mevsimde Kapadokya - Fotogaleri





4 Mevsimde Kapadokya - Fotogaleri

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet



Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Varlığın ve hâdiselerin hakikatini araştırma, insanoğlunun önemli bir yanıdır. Canlılar dünyasındaki her bir hâdisenin fonksiyon ve hikmetini ortaya çıkarma yönündeki çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Sonbahar mevsiminde kışa hazırlanan ağaçlar, yaprakları dökülmeden önce, yeşilden sarı ve kırmızının değişik tonlarına doğru neden bir renk değişimine maruz kalır? Edebiyatçılar, filozoflar ve şairler, sonbahardaki bu renk farklılaşmasını ihtiyarlamanın, ayrılık vaktinin ve yeni bir hayata hazırlanmanın habercisi olarak görürler ve bununla çeşitli insanî hakikatleri dile getirirler.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Ancak tabiatta cereyan eden hâdiselerinin tefekküre vesilesi olmalarının yanında, varlıkların bizzat kendilerine bakan yönleri de vardır.

Yaprakların rengi sonbaharda neden değişir? Okullarda bu durum, kış dönemine hazırlık olan 'yıkım' ve 'bozumun' bir yan tesiri olarak öğretilmişti. Bu ne kadar doğrudur? Kırmızı renkli antosiyaninler neden sadece sonbaharda üretilir?

Canlıların hayatlarının devr-i dâimler (çevrimler) içerisinde devam ettirildiğini düşündüğümüzde, yaprakların sonbaharda yeşilden sarı ve kırmızıya doğru renk değişimine uğramasını, ağaçların gelmekte olan kış mevsimine hazırlık süreci olarak görebiliriz.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Çünkü kışın fotosentez için gereken sıcaklık olmadığından, fotosentez fabrikalarının kapatılması gerekmektedir. Donmuş topraktan buharlaşmayla kaybedilen suyu yerine koyma imkânı da yoktur. Donmaya bağlı olarak doku hasarı riski de vardır.

Biyomalzeme üretim fabrikalarının (fotosentez) bulunduğu yapraklar, toprağa düşmeden önce çürümezler, aksine metabolik faaliyetlerini artırarak, muazzam derecede güzel bir renklenmeye mâruz kalırlar. Yapraklardaki besinlerin büyük kısmı (azotun % 70'i ve kuru kütlenin % 60'ı) gövdelerine taşınır.

Yukarıdaki sorulara cevap bulmaya çalışan bazı araştırmacılara göre, bu sistemin içinde gerçekleşen pigment üretim ve kontrol mekanizmasının önemli bir faydası, yaprakları soğuğun ve şiddetli güneş ışığının olumsuz tesirlerinden korumaktır. Renklenme, yaprağı teşkil eden hücrelere yerleştirilmiş farklı renk maddelerinin (pigment) yoğunlaşmasıyla gerçekleştirilir. En fazla bulunan pigment maddesi yeşil renkli klorofil, fotosentezde birinci derecede rol oynar. Sarı renkli ksantofiller de fotosentez işleminin önemli bir parçasıdır ve bütün yeşil yapraklarda bulunur. Sarı renkli karetonoidler ise fotooksidatif (ışığı bağlı oksitlenme) zarara karşı bitkinin korunmasında vazifelidir.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Klorofil molekülünün yıkımı arttığında diğer renk maddeleri daha belirgin şekilde görünür ve yeni renklerin ortaya çıkmasında vazife gören pigment maddeleri de sentezlenmeye başlanır.

Sonbahar yapraklarındaki sarı pigmentlerin bitkiye enerji açısından bir mâliyeti yoktur. Sonbaharda üretilen kırmızı antosiyaninlerin fizyolojik fonksiyonları o kadar çeşitlidir ki, bunlar "İsviçre çakısı gibi molekül" olarak isimlendirilmiştir. Serbest radikaller çok güçlü antioksidan moleküller olan kırmızı antosiyaninlere bağlanarak tesirsiz hâle getirilir. Bitkinin fotoinhibisyondan (düşük sıcaklık ve şiddetli güneş ışığı birlikte olduğunda fotosentezdeki biyokimyevî işlemlerin bozulması hâdisesi) korunmasında rol alırlar.

Böylece, fotosentez fabrikasının yıkımı yavaşlatılır. Kırmızı antosiyaninler ayrıca, ağır metaller gibi bitkiye zararlı maddeler için birikme noktası olarak da iş görür. Kızılötesi ışın absorbe ettiği için, yaprakların ısıtılmasında ve zararlı ültraviyole ışınlara karşı bitkinin korunmasında rol alır.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Davranış ekologları, sonbaharda yapraklardaki renk değişiminin ağaçların düşmanlarından korunmak için bir sinyal fonksiyonu görebileceğinden yola çıkarak, parlak sonbahar renklerinin yaprak bitlerine karşı bir ikaz işareti olabileceğini belirtmektedir.

Çünkü yaprak bitleri, bitkiye zarar veren böceklerdendir ve virüs taşırlar. Güçlü bir üreme kapasitesine sahip olan yaprak biti, altı haftada 5,9 milyar yavru üretebilir. Bir yaprak üzerinde 24�40 arası yaprak biti beslenebilir. Ayrıca sonbaharda kanatlı yaprak bitleri yumurta bırakabilecekleri ve kendilerine kış mevsiminde sığınak olacak ağaç dalları arar.

Dolayısıyla böyle bir kolonizasyon, bitkiler için ciddi bir hasardır. Amerika'da yetişen çınar ağacı Platanus occidentalis, yaprak bitlerinden korunabildiğinde % 280 daha fazla odun gövde üretilmesine sahne olmaktadır.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Netice olarak ağaçların yaprak bitlerinden korunması için bir müdafaa sinyali üretilmesi gerekir.

Ancak, yapılan araştırmalar bunun renkler üzerinden gerçekleşmesinin şüpheli olduğu yönünde yoğunlaşmaktadır.

Yaprak bitlerinin renk sinyallerine cevap ürettikleri doğru olsa da, otlarla beslenen böceklerde renk reseptörleri ve reseptör sonrası nöronal bilgi işlemleri insandakinden farklı olduğundan bize parlak gelen renkler, böceklere bozuk ve sıradan görünebilir. Aksi de doğru olabilir. Bize itici gelen bir renk, böceklere çok çekici gelebilir.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Otlarla beslenen böceklerin (yaprak bitleri dâhil) gözlerine üç tip renk reseptörü yerleştirilmiştir. Her biri, ültraviyole, mavi ve yeşil spektral bölgeye maksimum seviyede duyarlı olacak şekilde yaratılmıştır.

Şu âna kadar üzerinde deney yapılan yaprak biti dâhil hiçbir böcek insanlardaki gibi kırmızı renk reseptörlerine sahip değildir. Dolayısıyla kırmızı antosiyaninlerin yaprak bitleri için uzaklaştırıcı bir sinyal olma ihtimali yoktur.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
İnsanlar için sarı ve kırmızı dikkat çekici renkler iken, yaprak bitleri için kırmızı çekici değildir.

Yeşil renkler, otçul böcekler için çekicidir; çünkü yeşil renkli reseptörleri daha fazla uyarılır. Ancak yaprak bitleri kırmızı ve yeşil renkli yapraklardan ziyade, sarı renkli olanlara karşı duyarlıdır.

Sarı renklerin yüksek nispette geri yansıtılması, zıt renklerin tesiri prensibince, yansıyan sarı ışığın bitin gözündeki yeşil renkli reseptörleri daha iyi uyarmasına sebep olur. Bu yüzden, yeşili arayan böcekler için sarı renkli yapraklar, inanılmaz bir çekim noktası oluşturur.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Sarı renk âdeta, yaprak yeşilmiş gibi tesir uyandırır. Dolayısıyla, yaprak bitlerini uzaklaştırmak için, ağaçların yapraklarının renklendirildiği hipotezi doğru değildir.

Tam aksine, yapraklar yeşilden sarıya döndükçe daha fazla yaprak biti, kışı geçirmek için kendilerine gelir. Benzer şekilde baharda binlerce bitkinin çiçek açarak renklenmesinin bir hikmeti, tozlaşmada vazifeli böcekleri çekmektir.

Çiçeklerin hemen her böceğin görme sistemini en iyi uyaran renklerle yaratılması neticesi, üzerlerindeki polenlerin başka çiçeklere taşınması kolaylaşır.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Özetle, sonbaharda renkleri değişen yapraklar, aynı zamanda, tat, koku, besin muhteviyatı, toksisite, sertlik ve yumuşaklık gibi özellikleri açısından da farklılaşır. Farklı renk pigmentlerinin gördükleri vazifeler, sonbahar yapraklarının renklenmesi için açık bir İlâhî hikmete işaret etmektedir.

Biyolojik sistemde meydana gelen ve değişen renklerin sinyal rollerini belirlemek için, rengi algılayan canlının görme sisteminin spektral duyarlılığına ve algılama sonrası nöronal bilgi işlem basamaklarına dair tecrübî bilgi toplamak gereklidir.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Çünkü bir yandan her canlı türünün kendisine bahşedilmiş görme sistemini renge bağlı olarak farklı farklı kullanacak şekilde yaratıldığına, diğer yandan da farklı renklerin belli bir vazife için var edildiğine dâir oldukça fazla veri vardır.
Bütün bunlar açıkça göstermektedir ki, kâinatta hiçbir şey abes, başıboş ve mânâsız değildir.

Sonbaharın renklerindeki ilahi hikmet - FOTOGALERİ
Sızıntı Dergisinin Nisan 2010 tarihli 380. Sayısından alıntılanmıştır. "Sonbaharda Yapraklardaki Renklenmenin Hikmetleri" başlıklı makale Hamza Aydın imzalıdır....

26 Eylül 2011 Pazartesi

Japonlara ilk robot Abdülhamit'ten


2. Abdülhamid’in Japonya’ya 1889'da robot hediye ettiği ortaya çıktı. 'Alamet' adı verilen insan şeklinde robotun özelliği ise sema edip yarım metre yürüyebilmesi ve saat başı ezan okuyabilmesi.
Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Sultan 2. Abdülhamid Han’ın, günümüzde teknolojiye öncülük eden Japonya’ya 1889'da robot hediye ettiği anlaşıldı. İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi ‘Alamet’ olan robotun özelliğinde ise yok yok. Araştırmacı-Yazar Oktan Keleş’in arşivinde yer alan Alamet’in orijinal fotoğrafları Yıldız Sarayı yangınında zarar görmüş. Ancak fotoğrafın kalan parçaları bile 120 yıl sonra ilk kez gündeme gelen bu ilginç olayı anlatmaya yetecek cinsten. 

GONG YERİNE EZAN SESİ
Sultan Abdülhamid’in çağdaşı olan Japon İmparatoru Meji’nin yeğeni Prens Komatsu’nun, gemiyle İstanbul’a gelişi ve Sultan’a çeşitli hediyeler getirmesiyle başlıyor bu ilginç tarihi olay. Sarayda ağırlanan prensin ardından 1889’da İstanbul’a özel elçiler gönderen Japon İmparatoru, Sultan Abdülhamid’e Japonya'nın en büyük alameti olan, Büyük Krizantem Nişanı’nın da içinde bulunduğu çeşitli hediyelerle beraber bir mektup yollar. Japon İmparatoru mektubunda Abdülhamid Han'dan, İslâm dini, ilim ve teknolojik gelişmeler, vakıflar, hayır kurumları gibi konularda Japonca veya Fransızca bilgiler gönderilmesini rica eder.
Abdülhamid Han, saat mekaniğini çok iyi bilen ve aynı zamanda Yeni Kapı Mevlihânesi saat sanatkârı Musa Dede'den daha önce hiç yapılmamış, eşi benzeri olmayan, teknolojik bir saat yapmasını ister. Derviş Dede bir fikir ortaya atar ve "Bu saat Semâzen şeklinde olsun. Her saat başı kollarını açıp semâ etsin ve gong çalsın" der. Sultan Abdülhamid Han projeyi inceledikten sonra, gong yerine robotun her saat başı ezan okumasını ister. Oktan Keleş, robotun yapımından kısa bir süre önce icat edilen gramafon sayesinde ses kaydı alınabildiğini söyledi.
kullan
ALAMET ARADA KAYNADI
Ertuğrul Firkateyni’yle Japonya’ya gönderilen Alamet’in şimdiye kadar duyulmamasının belgelerdeki eşanlamlı ifadelerden kaynaklandığını belirten Keleş, “Tarihi kayıtlarda ‘Osmanlı nişanları, hediyelerle beraber Japon İmparatoru'na takdim edilmiştir" şeklinde geçiyor. Osmanlıca nişan kelimesiyle ve robotun ismi olan ‘Alametí kelimesinin eş anlamı olduğu için robot olan Alamet adeta araya kaynamış" diyor.
Sultan Abdülhamid Han asrın teknoloji harikası bu eseri, Ertuğrul Firkateyni vasıtasıyla yazılmış özel bir mektup, hediyeler ve nişanlar ile beraber Japon İmparatoru'na göndermişti. Firkateyn dönüş yolunda 450 mürettebatıyla birlikte batmıştı.


kullan


120 YIL ÖNCEKİ BULUŞ

Keleş yapılan robotun özelliklerini şu şekilde sıraladı: “Semâzen şeklinde, normal bir insan boyuna yakın, saatli bir robot. Kaideye oturtulmuş gövdesi; saat başı semâ ediyor, bu esnada kollarını açıyor, gümüş levhalardan yapılmış etekleri açılıyor ve aynı anda ezan okuyor. Tüm bunları yaparken yarım metre yürüyor, hem dönüyor ve ezan bitince de tekrar yarım metre geri giderek yerine dönüyor; kollarını ve eteklerini indiriyor. Robotun tamamı gümüş ve altın kaplamadan yapılmıştı. Robotun arka kısmında kurma yeri mevcuttu ve yedi günde bir kuruluyordu."