Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2012 Salı

Neşet Baba öldü, hepimiz bir kişi eksildik!

Neşet Ertaş türkü demek. Neşet Ertaş bağlama demek. Tel koptu, beste yarım kaldı.

Alabildiğine yerli bir kimlik,
Bir Anadolu bilgesi,
Bu toprakların feryadı,
Gösterişten uzak, sade türkçesiyle gönül sultanı,
Devasa bir yürek,
Mahzun, mahçup ve mütevazi bir çehre,
Gönül kelimesinin en çok yakıştığı üstad.
Gönüllerin hızmatçısı,
Yalan Dünya'ya fazla gelmiş bir güzellik,
Neşet Baba öldü , hepimiz bir kişi eksildik.
Türkülere can veren büyük usta hakka yürüdü.
Bozlaklar yetim kaldı.
Çiçekdağı'nın, Yerköy'ün, Kırıkkale'nin, Ankara'nın, Bozkır'ın sesi kesildi.
Tezenesiz kaldık.
Yaz'ımız Kış'a döndü,
Büyük bir yüreğin sesinden mahrum kaldık.
Çok önemli bir değerdi.
Türkü rönesansının babasıydı.
Muharrem Ertaş Üstad'ın sazının emanetçisiydi.
Türküleri söyleyiş tarzı, üslubu ve sazın teline dokunuşu farklıydı.
Hayatı hep "garip" geçti.
Uzun yıllar kaldığı Almanya'dan 90'lı yılların sonunda kitabını imzalamak için Türkiye'ye geldi.
İşte o zaman kendisine kucak açan Kanal 7 Televizyonu oldu.
Bayram Bilge Tokel'in "Gönül Dağı" programında gönül dostlarıyla hasret giderdi.
Saatler süren bir türkü ziyafetiydi o program.
Neşet Ertaş işte o programla yeniden Türkiye'nin gündemine oturdu.
Medya, Büyük Usta'yı bir kez daha keşfetme zahmetinde bulundu.
Ama o hep mütevazı oldu.
O günden sonra ara ara yurtdışına gitse de hep Anadolu topraklarında kaldı.
İl il Türkiye'nin her yerinde konserler verdi.
2006 yılında bir Sakarya konserinde dostlarla kendisini dinlemeye gitmiştim.
Konserin öncesinde Neşet Baba'yla birlikte yemek yedik sohbet ettik.
Aramızdaki tek bozkırlı tek Yozgatlı Mehmet Şenel kardeşimiz idi.
Neşet Baba hayranı, sürekli dilinde üstadın türküleri olan Mehmet Şenel, sohbetin samimiyetinden güç alarak Üstad'a, Karadeniz müziğinin, kemençenin anlamsızlığını sorma gafletinde bulundu.
Soru aynen şöyle idi; "Üstadım, şu Karadenizlileri anlamakta zorlanıyorum. Odunu oduna sürtüp oynuyorlar, bir de bunun adına müzik diyorlar, Sizce de öyle değil mi?"
Bu anlamsız soruya yanıt 'Gönül Adamı'ndan okkalı bir biçimde geldi.
"Olur mu hiç, karadeniz müziği bu toprağın en sevilen türüdür. Ben hem çok severim, hem de sürekli söylerim. Sakın ola bunu bir daha başka yerde söyleme" diyerek Neşet Baba o kendine has üslubuyla cevap verdi.
O hep kalabalıklardan kaçardı.
Ama hep bu milletin içinde ve dilinde olmuş bir garipti.
Muharrem Ertaş'ın ocağında pişmiş, sazı, sözü ve hayatı bu okulda öğrenmişti.
Bu onun için ilk, orta, lise ve konservatuar eğitimiydi.
Sıra arkadaşları ise Hacı Taşan ve Çekiç Ali idi.
Başka da bir eğitim de almamıştı.
Ama o hep gönülden yazdı, gönülden söyledi.
Devlet sanatçılığı ünvanını bile reddetmiş bir halk sanatçısıydı.
Çok önemli bir değerdi.
Şimdi Zahide'sine kavuştu.
" Ağla sazım ağlanacak zamandır" demişti Üstad bugün için.
Garip gönlünü bilmeyen, derdini anlamayan dünyaya ise şu sözlerle seslenmişti.

Yürü durma yürü yolundan olma
Eğlenip bir yerde kalmayan dünya
Zaten ben garibim anadan doğma
Garibin gönlünü bilmeyen dünya
Yad ellere güller verdin gül verdin
Şirin sohbet tatlı tatlı dil verdin
Benim yüreğime doldu ben derdin
Birazına ortak olmayan dünya
Dünyanın kahrını çektirdin bana
Nicesine boyun büktürdün bana
Ağlattın göz yaşı döktürdün bana
Bir kere gönlümü almayan dünya
Aşk kazanı yüreğine kaynasın
Baksın seyreylesin gönül aynasın
Gayri bundan sonra gülsün oynasın
Neyleyim şu benim olmayan dünya...

Evet bozkırın tezenesi yalan dünyadan göçtü.
Neşet Usta aramızdan ayrıldı.
Gönül Dağı yetim kaldı.
Toprağa verildiği yer ise vasiyeti üzere , köyünde babasının ayaklarının ucu.
........ ........ .....
Büyüklerin ölümü ölümün büyüklüğünü ilan eder!
Nasihat istersen ölüm yeter!
Yolun açık olsun Neşet Usta!

İbrahim Erdoğan - Haber 7

7 Şubat 2012 Salı

Baykal Kent son yolculuğuna uğurlandı


Tek dileği son bir defa daha sahneye çıkabilmekti ama kalbi izin vermedi. Bursa'da hayatını kaybeden tiyatro oyuncusu Baykal Kent, İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı.

Şişli Merkez Camisi'nde ikindi namazının ardından düzenlenen cenaze törenine, Kent'in Amerika'da yaşayan kızı Demet Açmazlale ve akrabalarının yanı sıra Ferhan Şensoy, Müjdat Gezen, Birol Güven, Nuri Alço, Bülent Kayabaş, Rasim Öztekin, Nuri Sesigüzel, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Baykal Kent'in kızı Demet Açmazlale, babasının ölümünden iki gün önce başka bir iş için Türkiye'ye geldiğini ve bu sırada babasının vefat ettiğini söyledi.

Sanatçı Müjdat Gezen de Baykal Kent ile asker arkadaşı olduklarını ifade ederek, askerlik dönüşünde birçok filmde birlikte oynadıklarını, en son ölümünden 3 gün önce telefonda konuştuklarını kaydetti.

Baykal Kent ile sık sık görüşüp telefonlaştıklarını anlatan Gezen, "Baykal çok genç gitti, bu üzücü bir şey. Bu bizim 40'lı kuşak ufak ufak gidiyor. Askerliğimizin ilk bölümünü İstanbul'da yaptık. O, kantinde börek satardı. Asker böreklerinin içinde pek peynir olmazdı. Ben gittiğimde bir börek, iki peynir verirdi. 'Ulan Baykal, nereden çıktı bu?' deyince, 'Öbür böreklerin içinden araklayıp seninkinin içine koydum' derdi" diye konuştu.

Gezen, Kent'in haftada en az bir kez kendisini aradığını belirterek, "Ben onu bizim huzurevine almak istiyordum, fakat gelmek istemedi. 'Bursa'da rahatım' dedi. Sonra 'Ben hastaneye yatacağım' dedi. 'Çıktıktan sonra gelirsin' dedim. Gelemedi işte. Erken gitti, Allah taksiratını affetsin" şeklinde konuştu.

Bülent Kayabaş da Kent'in çok iyi bir oyuncu olduğunu vurgulayarak, "Duygularıyla yaşadı. Ayakta durmaya çalıştı, mücadele etti. Güzelliklerle anacağız onu. Toprağı ve ışığı bol olsun. Önemli bir insanı daha kaybettik, orada çok çoğalmaya başladık. Baykal, nevi şahsına münhasır bir adamdı" dedi.

Rasim Öztekin ise Baykal Kent ve Bülent Kayabaş ile birlikte 1987'de Şan Müzikali'ni yaptıklarını ifade ederek, "Söyleyecek çok bir şey yok işte. 69 yaşındaki bir çocuğu kaybettik. Kimseye kötü bir niyet beslemeyen, hiç parayla alakası olmayan ama sorduğun zaman hep para arayan... Her şeyden önemlisi, hayatımızdan çok güzel bir renk gitti. Bundan sonra göğü renklendirir" şeklinde konuştu.

Baykal Kent'in Türk bayrağına sarılı tabutu, kılınan cenaze namazının ardından Ortaköy Mezarlığına götürüldü. Kent'in cenazesi, buradaki aile kabristanına defnedildi.

4 Şubat 2012 Cumartesi

Amerikalı yazarın tık rekoru kıran çay sunumu


 
"Evet Bir Bardak Daha Çay İstiyorum" isimli kitabıyla çay üzerinden Türk halkını ve Türkiye'yi anlatan Amerikalı yazar Katharine Branning'in kitabıyla ilgili sunumu tık rekoru kırıyor.

YOK BÖYLE BİR SUNUM

ABD'li yazar Katharine Branning'in yazdığı "Evet Bir Bardak Daha Çay İstiyorum" adlı kitabıyla ilgili yaptığı sunumda, sadece çayın nasıl demlendiği değil onun sosyolojik çerçevesi de tarihi anektodlarla süsleniyor.


31 Aralık 2011 Cumartesi

Napolyon Fransız değil Kafkasmış!


Daha önce hakkında Arap kökenli olduğuna dair iddialar ortaya atılan Fransız devriminin general mimarı Napolyon Bonapart'ın aslında Kafkas olduğu ortaya çıktı.

Moleküler antropoloji çalışmaları yapan bulunan genetik bilimci Gerard Lucotte, Napolyon'un DNA'larını inceledi ve atalarının Kafkaslar'dan geldiği sonucuna ulaştı.
Lucotte iki yıldır sürdürdüğü çalışmalarının sonucunu gecen ay Journal of Molecular Biology dergisinde yayınladı. Napolyon'un 'Y' kromozomlarını yani baba soyundan gelen kromozomlarını inceleyen bilim insanı, birçok belirleyici gen üzerine yaptığı araştırmalar sonucu Napolyon'un atalarının Kafkas olduğunu ortaya koydu.
DERİN ANALİZLER YAPILDI
Fransız bilim insanı, Napolyon üzerine yürüttüğü gen araştırmalarını derinlikli analizler için zengin bir kaynak sağlayan saçlar ve tüylerden hareket ederek gerçekleştirdiğini belirtti. Lucotte şimdiye kadar birçok tabloda sarışın olarak tasvir edilen ve tam bir Avrupalı imajı ortaya koyan Napolyon'un anne soyundan gelen genlerini incelemişti.
ÖLÜM NEDENİ NE?
Gerard Lucotte'un genetik çalışmalarının bir diğer amacı da Napolyon'un gizemli ölümünün nedenini ortaya çıkarmak. Zira Napolyon'un DNA'sı genetik hastalıklardan taşıyıcı barındırıyorsa ise yüzyıllardır tartışılan ölüm sebebi de aydınlatılmış olacak. Napolyon için şimdiye kadar hastalık yüzünden öldüğü veya arsenikle zehirlendiği yolunda birçok iddia gündeme gelmişti. Ancak bunların hiçbiri bilimsel yollarla kanıtlanmamıştı.
'MEZARI AÇILSIN' ISRARI
Şimdiye kadar yapılan araştırmalar Napolyon'un yaşayan torunlarından Prens Charles Napolyon'un verdiği yetkiyle gerçekleşmişti. Hatta Charles Napolyon, Gerard Lucotte'un kendi gen örneklerinden yararlanmasına da izin vermişti. Fransız bilim insanı, Napolyon'un mezarının açılıp incelenmesinden sonra daha çok bilimsel veriye ulaşabileceklerini söylüyor. Ancak hiçbir idari yetkili Napolyon'un mezarının açılma fikrine sıcak bakmıyor.

Mutluluğun Anahtarı