1 Ağustos 2011 Pazartesi

TARKAN



Kayıp
Kayıp*



Ölürüm Sana



Öp


İşim Olmaz


Sevdanın Son Vuruşu


Pare Pare


Dilli Düdük


Kuzu Kuzu

GÜLBEN ERGEN



Giden Günlerim Oldu


Ya Ölümsün Ya Düğün


Bir Şans Daha


Lay La Lay La Lay


Yalnızlık


Kurşuni


Çilekli


Sürpriz


Aşksın Sen


Kanıma Dokunuyor


Kör Aşık


Sade ve Sadece


Üzgünüm


Teşekkür Ederim

FERHAT GÖÇER




Vefası Eksik Yarim


Üzüm


Götür Beni Gittiğin Yere


Dön Diyemedim


Biri Bana Gelsin


Aklım Sende Kalır


Bunları Boş Ver


Aslı GÜNGÖR & Ferhat GÖÇER - Dön Gel Yeter


Aslı GÜNGÖR & Ferhat GÖÇER - Kalp Kalbe Karşı


Petek DİNÇÖZ & Ferhat GÖÇER - Seni Sensiz Seveceğim


Yastayım


İsyan


Gidemem


Mihriban


Bizim Şarkımız


Cennet

FUNDA ARAR


İkimiz


Geceler


Beni Benle Böyle


İnce İnce


Sen ve Ben


Geçmez Yara


Seni Düşünürüm


Benim İçin Üzülme


Sonu Yok Bu Aşkın


Camdan Kalp


Acem Kızı


Yanarım


Senden Öğrendim


Roman


Bu Sabah Güneş Doğmuyor


Alagül


Yak Gel


Seni Ben Ellerin Olsun Diyemi Sevdim


Susma


Yangın Yeri


Kaldırımlar


Arap Saçı


Kelepçeliyim Ben Sana


Aldırma Gönül


Bir Çift Turna Gördüm


Karaya Vuran Gemiler Gibi


Keklik Gibi Kanadımı Süzmedim

28 Temmuz 2011 Perşembe

Ünlüler Ve IQ Seviyeleri

Zekâ hakkında çok farklı değerlendirme sistemleri bulunmasına rağmen zeka en çok IQ testi sonucuna göre değerlendirilmektedir. Öyle gözüküyor ki ünlülerin bir kısmı bu testten alnının akıyla ayrılmış bir çoğu da dedikodulara malzeme olmuş. Bakalım hangi ünlü daha zeki? Hangi ünlü "duygusal zeki" ?

Albert Einstein

Einstein 
Einstein ile başlayalım. Ne de olsa zekasından şüphe etmediğimiz bir insan değil mi?
IQ Seviyesi 160

Bill Clinton

Arnold Schwarzenegger (Getty Images) 
IQ Seviyesi 137

Andy Warhol

Andy Warhol (WireImage.com)
IQ Seviyesi 86

Brad Pitt

Brad Pitt (WireImage.com) 
IQ Seviyesi 119

Britney Spears

Britney Spears (WireImage.com) 
IQ Seviyesi 100

Geena Davis

Geena Davis (WireImage.com)
IQ Seviyesi 140

George Clooney

George Clooney (WireImage.com)I
Q Seviyesi 127

Jayne Mansfield

Jayne Mansfield (WireImage.com) 
IQ Seviyesi 149

Jodie Foster

Jodie Foster (WireImage.com) 
IQ Seviyesi 132

Lindsay Lohan

Lindsay Lohan (WireImage.com) 
IQ Seviyesi 120

Bill Gates

Bill Gates (Press Association Images)I
Q Seviyesi 160

Muhammed Ali

Muhammed Ali (Press Association Images) 
IQ Seviyesi 78

Arnold Schwarzenegger

Arnold Schwarzenegger 
IQ Seviyesi 135

George W. Bush

George W. Bush (Press Association Images) 
IQ Seviyesi 125

Sharon Stone

Sharon Stone (Press Association Images) 
IQ Seviyesi 154

Madonna

Madonna (Press Association Images) 
IQ Seviyesi 140

Nicole Kidman

Nicole Kidman (Press Association Images) 
IQ Seviyesi 132

Shakira

Shakira 
IQ Seviyesi 140

Stephen Hawking

Stephen Hawking (WireImage.com) 
IQ Seviyesi 160

Namaz'da çalan cep telefonu kapatılabilir mi?

Namazda çalan cep telefonu kapatılabilir mi?
Bursa İl Müftüsü Mahmut Gündüz, camide namaz sırasında çalan cep telefonlarının kapatılıp kapatılmayacağı konusunda açıklama yaptı. Çalan cep telefonunun kapatılması namazı bozar mı?

Gündüz, "Namaz sırasında bir bakıyorsunuz türkü çalıyor, uzun hava çalıyor. Namaz sırasında çalan cep telefonunun
kapatılması namazı bozmaz. Bunun fetvasını veriyoruz, çünkü gerçekten nahoş durumlar ortaya çıkıyor." dedi.
Müftülükler, namaz sırasında çalan telefonların cemaati rahatsız etmemesi için tüm camilerin girişlerine ve içlerine 'Lütfen cep telefonunuzu kapatınız' yazıları astı. Bazı camilerde girişteki panolara namazın huzurunu bozan eylemlerle ilgili uyarıcı hadisler yazıldı. Bursa'daki bazı camiler yıllar önce cep telefonları sinyallerini kesen 'cepsus' (jammer) cihazı bile taktırdı. Nilüfer ilçesi Karaman Mahallesi'ndeki Aktuğ Camii İmam Hatibi Fehmi Ak ise tüm uyarılara rağmen cep telefonlarını kapatmayan vatandaşlar için özel bir yazı hazırladı. Cami giriş kapısına asılan yazıda, "Yaradan ile irtibata geçmek için yaradılanla irtibatı kesiniz." ifadeleri yer alıyor.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

'Resulullah'ın Sultan Selim'e emridir!'


Yavuz’un en büyük gururu Osmanlı topraklarını iki katına çıkartması ya da Avrupa’da nüfuzunu artırması değildir. Onu asıl sevindiren Rasulullah’ın beldesinin hizmetkârı seçilmesidir.

Yavuz Sultan Selim Osmanlı’nın en kısa süreli padişahları arasında sayılıyor. Ancak tarihçiler onun bu 8 yıl süren saltanatında 80 yıla sığacak hizmetler yaptığında birleşiyor. Gerçekten de Osmanlı, onun döneminde hazinesini doldurmakla kalmıyor, topraklarını genişletip, siyasi nüfuzunu; Avrupa, Asya, Ortadoğu ve Balkanlarda artırıyor.
Babasından devraldığı tatminkâr hazineyi ağzına kadar doldurdu. Hazinenin kapısını mühürledikten sonra, söyle vasiyet etmişti: "Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Hümayun benim mührümle mühürlensin." Bu vasiyet tutuldu. O tarihten sonra gelen padişahların hiçbiri hazineyi dolduramadığından, hazinenin kapısı daima Yavuz'un mührüyle mühürlendi. Ta ki Vahdettin’e kadar…
***
Şüphesiz Yavuz’un en büyük zaferi Osmanlı topraklarının kilometrekaresini iki katına çıkartması, ya da Avrupa’da nüfuzunu artırması değildir. Onu asıl sevindiren Rasulullah’ın beldesinin hizmetkârı seçilmesidir.
Evet, Cihan Devleti’nin genç ve kudretli İmparatoru Yavuz, bunca zaferden sonra bir emir alıyor ve o emirden sonra dermanını yitiriyor, gücünü, ihtişamını unutuyor gözlerinden kan gelinceye dek ağlıyor, ağlıyor…
Evet, Yavuz’u böylesine titreten emir Rasulullah’tan geliyordu…
Yavuz’un nedimi Hasan Can o gün Yavuz’la ilmi münazaraya gidememiş, uyuyakalmıştı. İşte ne olduysa o gecenin sabahında oldu.
Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim, Hasan Can’a gidip, “İmdi ne düş gördün beyan eyle, dinleyelim” der. Gördüğü rüyanın tesirinden kalkamayan Hasan Can bir şey anlatamaz, ancak yavuz çok ısrarlıdır. “Bre Hasan, anlat bakalım gördüğün düşü” der ve hasan Can’ı sıkıştırır...
Padişah’ın bu sıkıştırması boşuna değildir…
Kapı ağası Hasan ağa öyle bir rüya görmüştür ki, ne anlatabiliyor ne de gözlerindeki yaşı dindirebiliyor…
Hasan Can, işte Hasan Ağa’nın gördüğü o rüyayı padişah’a nakleder…
Rüya şöyledir; “Gecenin bir vakti Sarayın kapısı çalınır, kalabalık halde gelenler Arap elbiseli, Arap simalı nurani şahıslardır. Silah kuşanmışlar, ellerine bayrak almışlar. Kapının yanında da dört nurani kimse durmaktadır. Ellerinde birer sancak vardır. Kapıyı vuran şahsın elinde ise Padişah’ın ak sancağı bulunmaktadır. Hasan Ağa’ya der ki; “Bizi Rasulullah (sav) gönderdi. Selam ettiler ve buyurdular ki, “Yavuz kalkup gelsun, Haremeyn hizmeti ona verilmiştir. Bu gördüğün dört kimseden; şu Ebu Bekri Sıdık, şu Ömer-ül Faruk, şu Osman-ı Zinnureyndir. Seninle konuşan ben ise Ali Bin Ebu Talip’tir. Var Yavuz Sultan Selim Han’a Rasulullah’ın bu emrini bildir” der…
Sultan Yavuz, Hasan Can’dan rüyayı dinledikçe gözlerindeki yaş artar, yüzü kızarır, boynu iki büklüm kalır…
Rasulullah’ın “Haremeyn hizmeti Selim’e verilmiştir” emri Yavuz’un Mısır seferine çıkmasını sağlayacaktır. İşte o sefer, “Hakim-ül Haremeyn değil, hadim-ul Haremeyn” (Mekke ve Medine’nin hizmetçisi) ifadesini bu emirden alır…
Ve Kutsal emanetlerin İstanbul yolculuğu da böylece başlamış olur…
***
Yavuz’a verilen “hizmet” görevi Osmanlı’nın “manevi” alandaki en büyük gücü olmuştur. Çünkü İslam’ın ve Müslümanların “halifesi” sıfatı sadece siyasal güç değil, aynı zamanda dini bir simgedir.  Osmanlı’nın “sancak sahibi” olmasını en güzel tanımlayan herhalde Yahya Kemal olmuştur. Kemal, “Aziz İstanbul” da şöyle anlatır meseleyi; “Gezintilerimde bir hakikat keşfettim. Bu devletin iki manevi temeli vardır. Fatih’in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan ki hala okunuyor. Selim’in Hırka-i saadet önünde okuttuğu Kuran ki hala okunuyor.” der…
Osmanlı bu derin saygısıyla büyüdü. Ve Yavuz için en büyük mükafat Rasulullah’ın emanetlerinin koruyucusu olma şerefidir.
Emanetlere o kadar kıymet atfetmiştir ki, saray’da muhafaza edilmesini istemiştir. Ve hala devam eden Kuran okunması ise başlı başına bir saygı ifadesi değil de nedir?
“Bizim davamız kuru cihangirlik davası değildir” derken Osmanlı, işte bu kutsal vazifeden aldığı ilhamla yolunu aydınlatıyordu.
***
Sina çölünde önünde yürüyenin Rasullah (sav) olduğunu görünce at’ından inen Yavuz, köleler gibi anılmak için kulağına küpe taktığı ifade edilen Yavuz Sultan Selim, “Benden Allah’ın kulu, kölesiyim” diyebilmiştir bu kadar zaferlerin gölgesinde bir Padişah olarak…
Ama Yavuz’u asıl büyüten de bunca şaşaa ve ihtişama rağmen Mısır zaferi dönüşünde kendisine hazırlanan gösterişli karşılamayı istemeyip, gecenin en koyu vaktinde sandalla boğazdan gizlice saraya geçmeyi tercih edişi olmuştur…
***
Bu yazıda bahsedilen manevi veçhelere bazıları eleştiri getirebilir, Osmanlı padişahlarını kutsadığımızı, dokunulmazlık verdiğimizi iddia edebilir. Bu yazının amacı kimseye dokunulmaz atfetmek değildir. Ama tarihi bir vesikayı da ilan edip, bir gerçekle yüzleşilmesini sağlamaktır.
Şimdi yazıyı şöyle bitirelim…
Bu dönemde Rasulullah kendi emanetlerini koruması için acaba kime emir göndermiştir?
.
Fatih Bayhan - Haber 7
bayhanfatih@mynet.com
Kaynak: Tarihçi Hoca Sadettin efendi. Eser; Mukaddes Emanetler-Hilmi Aydın, S.5. emanetlerin Sarayda toplanması.

Mutluluğun Anahtarı