23 Mart 2012 Cuma

Hapşırma ve Hamd


Burun iç yüzeyinde (mukozasında) sonlanan beşinci kafa siniri yoluyla gelişen bir refleks olan hapşırma; toz, kir gibi tahriş edici maddelerin üst solunum yollarından uzaklaştırılmasını sağlar.

Hapşırma; Allahü Teâlânın insana bir rahmetidir. İhtiyaç duyduğu zaman hapşırma esnasında kalb bir an için durup hemen ardından çalışmasına devam etmektedir. Aynı zamanda tahriş edici maddelerin atılması da insana büyük ferahlık sağlar.

Hapşırınca 'elhamdulillah' demek, sünnettir. Peygamberimiz ( s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur: Hapşırmak Rahmandandır, esnemek şeytandandır. Bir diğer hadiste ise, biriniz hapşırır ve 'elhamdülillah' derse ona 'yerhamükallah' yani, Allah (cc) sana rahmet ve merhamet etsin, deyiniz.. Eğer elhamdülillah demezse, siz de yerhamükallah demeyiniz buyurur. Bu sebeple hapşırınca elhamdülillah demek sünnet olduğu gibi , böyle diyen birisine yerhamükallah demek sünnettir.

Hikmetine gelince: hapşırma esnasında vücutta birikmiş bazı zararlı toksinlerin dışarıya çıkması ve vücudun rahatlaması söz konusu olduğu için, bu nimete karşılık Allah'a hamd etmek gerekir. Böylece Allah'a şükür edilmiş olur.

“Sizden biriniz aksırdığı zaman: Elhamdülillah desin. Kardeşi veya arkadaşı da ona: Yerhamükellah desin. Aksıran da: Yehdina ve Yehdîkümullah" desin...

21 Mart 2012 Çarşamba

HANCILAR GİBİ


Yalnız kalıpta, bir köşede,
Ağlasam, sızlasam çocuklar gibi,
Arasam seni boş bir şişede,
Şarapsız kalmış ayyaşlar gibi.
 
Taşları başıma yastık eylesem,
Gökleri üstüme yorgan eylesem,
Gönlüme seni konuk eylesem,
Yolcuya hasret hancılar gibi...

(A.Nuri ÖZDEN)

GÜZELE BAKMAK SEVAP MIDIR?

Yazar A.Raif ÖZTÜRK'ün yazısı
 
Çok yanlış anlaşılan atasözlerimizden birisi de şudur. Güzele bakmak sevap!

Evet, güzele ve güzelliklere tefekkür için bakmak, tabii ki sevaptır.

Ancak asrımızın bir çeşit fitnesi gereği, buradaki 'GÜZEL' kelimesini, namahrem anlamına gelen, açık-saçık ve üryan gezenlere bakmak şeklinde söylendiği zaman, cevap da elbette değişir. O zaman Sevap değil günah olur.

Bu gibi namahremlere bakmak, bakış şekline ve sebebine göre anlam kazanır.

1. Yolda yürürken aniden, dekolte bir mahrem gözümüze çarpsa, yüce yaratıcımızın "Gözlerinizi haramdan sakının!" ayetinin tesiri ve tedbiri ile gözlerimizi başka tarafa çevirip, Allah korkusuyla irkilsek ve tövbe etsek, bu bakış sonrası titizlik, kişiyi günahtan koruduğu gibi, sevap da kazandırır.

2. Aynı namahreme ilk, yani gayri iradî bakış mubahtır.

3. Daha sonraki kasdi bakışlar ise haramdır. Çünkü bu bakışlar, 'gözlerini haramdan sakının' ayetinin aksine bir davranıştır.

4. Ayrıca kişiyi tanıma maksadıyla zorunlu bakışlar vardır ki, bu bakışlar da yukarıdaki ayet hatırda tutularak minimum düzeyde kalırsa, mubah olabilir.

"Batılı iyice tasvir (batıl işleri detaylı tasarlama, biçim ve şekillendirerek tarif etmek), safi zihinleri idlâldir", (temiz zihinleri saptırır.) vecizesine dayanarak, fetva ve fıkıh yönünü konu uzmanlarına bırakıp, tefekkür için bakmak cümlesini biraz açacağız.

"Güzel" denilince aklımıza, tabii ve meşru güzellikler gelmelidir. Namahremler değil…

Tefekkür, bu güzelliklerin arka planındaki anlamları, gizli manaları ve mesajları hesaplayarak düşünmek, o eser veya olay üzerindeki Esma'ül Hüsna tecellilerini irdelemektir.

Bu güzelliklerden bazıları:

• Gül güzeldir, menekşe güzeldir, karanfil, nergis, sümbül, zambak, manolya ve saymakla bitiremeyeceğimiz tüm çiçekler güzeldir.

• Bahar güzeldir, ağaçlar güzeldir, dağlar, ırmaklar, çaylar, şelâleler, denizler, göller ormanlar ve tüm manzaralar güzeldir.

• Hayat güzeldir, sağlık güzeldir, eş, evlat, torun, aile, semtimiz, memleketimiz güzeldir, gece yıldızlar, ay, güneş ve gezgenler ve tüm yaratılmışlar güzeldir.

• Bülbül güzeldir, papağan, kanarya, tavus ve tüm kuşlar güzeldir. Tavşan güzeldir, sincap, kedi, kaplan, penguen, zürafa, ceylan, kelebek, arı, uğur böceği ve tüm hayvanlar güzeldir.

• Kiraz güzeldir, portakal, çilek, karpuz, kayısı, şeftali ve tüm meyveler güzeldir.

• İlâhî nameler güzeldir, Kur'ân, vaaz, nasihat ve sohbet dinlemek güzeldir. Kuş sesleri, şırıl şırıl su ve çağlayan sesleri güzeldir.

• Makro ve mikro âlemler güzeldir, Samanyolu, nebulalar ve tüm kâinat güzeldir.

Atom ve atom altı parçacıklar güzeldir, moleküller, elementler, maddeler, hücreler, dokular, organlar ve tüm insanlar mükemmel yaratılışlarıyla güzeldir…

• Saymak ile bitiremeyeceğimiz bunca güzellik varken, niçin nefsanî güzelliklere takılıyoruz ki? Bunca güzelliklerin üzerindeki, Esma'ül Hüsna tecellilerini sadece bir saat düşünmek, bizlere bir sene boyunca (nafile namaz, oruç, zikir v.s.) ibadet etmiş gibi sevap kazandırırken, nefsanî, malayani, fuzuli güzelliklerle ilgilenmek akıl karı değildir?


*******


SORU: Bu güzelliklere bakıp, Esmâ'ül Hüsna tecellilerini nasıl tefekkür edebiliriz?

Bir papatya çiçeğine, tefekkürle baktığımız zaman:

1.-Çiçeğin renkli kısımlarındaki güzellik, renk uyumu, simetri, "süsleme sanatını" gösterir ve "Müzeyyin" (en güzel süsleyen.) isminin tecellisidir ve O Zatı c.c. haber verir.

2.- Kara topraktaki değişik atom ve elementleri sentez ederek, uygun biçimde dizerek, bitki hücresi haline getiren, pigmentler atarak süslendiren, kokulandıran, o hücreleri de en uygun yerlere oturtup, böyle bir güzelliği yapabilen, bu güzelliği de her mevsim, her kıtada trilyonlarca nüsha olarak sergileyen "Kadir" ismini haykırır...

3.- Sadece bu çiçeği bile yapabilmek için, her şeyi kuşatmış, mutlak gerekli, sınırsız bir "ilmi" bildirir ve "Alîm" ism-i celilini, tefekkür edenlere tanıtır...

4.- Bu çiçeğin yapılabilmesi için, önceden tasarımının yapılması şarttır. (..yapay çiçekçileri bir düşününüz..) Madem öyle, bu çiçek bizlere "Musavvir" (en güzel tasvir eden, tasarım yapan) esmasını haber verir...

5.- Sadece bir çiçek cinsi üzerinde bile inceleme yapsak, hiçbir kusur bulamayız... Malezya'daki gül ile Kore'deki gül aynı sarmalda ve aynı model. Türkiye'deki papatya ile Çin'deki aynı geometrik yapıda... Hiçbir kusur yok... Yani bir "Bâri'i " (kusursuz yapanı) c.c. haykırır...

6.- Her bir çiçek, (insan eli ve medeniyet atıkları karışmamak şartı ile) pırıl pırıldır, temizdir. Bir "Kuddûs"'ü c.c. (Tertemizi ve temizleteni) anlatır...

7.- Bazı çiçekler, birtakım böceklerin, kuşların ve birçok hayvanın rızkı olarak yaratılmıştır. Bu hayvanların rızıklandırılması ve tüm çiçeklerin beslenmesi bir "Rezzâk'ı" c.c. (rızıkları vereni) "Rabb-i Rahîm'i" ( terbiye edeni, besleyip büyüteni ve en merhametli yaratıcıyı) bildirir...

8.- Birçok çiçeğin, özellikle papatyanın, birçok önemli hastalıklara şifa olduğunu biliyoruz. Bu da bize merhameti sonsuz bir "ŞÂFÎ-İ hakîki"yi söylüyor...

9.- Her bir çiçeğin, kendi cinsinin ve neslinin devam etmesi için, tohumlarla muhafazası ise "Hafîz-ı hakîki"yi c.c. (gerçekten muhafaza eden zâtı) anlatır...

Bu dar çerçevede, birkaçını saymaya çalıştığımız tecellileri sizler devam ettirebilirsiniz.


*******


• İşte 'güzele bakmak sevap' atasözümüzdeki 'güzel'de, 'bakış da' böyle olursa, elbette ki sevaptır. Buna itiraz yok. Üstelik de öyle çok sevap kazandırır ki, bu güzelliklere, bu tefekkür ile bir saat bakmak, mütalâa etmek ve bunları düşünmek, bir yıllık sürekli nafile ibadet sevabı kazandırıyor.

İşte sizlere orijinal kaynak: Hz.Muhammed s.a.v. müjdesidir. "Tefekkürüm-min sâati, hayrun ibadetüm-minseneh." "Bir saat tefekkür, bir yıllık (nafile) ibadetten hayırlıdır." (Bakınız İ.Gazâlî, İhyâu Ul.Dîn. 4/409. El-Heysemî, M.Zevâid. 1/78.)

Meşrû zevkler ve lezzetler keyfe kâfidir, HARAMA GİRMEYE GEREK YOK.

öğrencilerin sınavdaki sorulara cevapları

Yukarıdaki şiirin ölçüsü nedir?
Cevap: Yaklaşık dokuz santimetredir.(lise 1)

Kimlere zekat verilmez?
Cevap: Şeytana.(ilkokul 5)

Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı kaça ayrılır?
Cevap : Üçe; kara, deniz, hava kuvvetleri.(orta 3)

Mondros'u açıklayınız?
Cevap: Mondros kimdir bilmiyom (Orhan/8)

İneğin midesi kaç bölümdür?
Cevap: İki oda bir salon bir mutfak (ortaokul 1)

Servet-i Fünun edebiyatı hangi edebi akımlardan etkilenmiştir?
Cevap: Elektrik akımından (Yasar/lise 3)

Üremeyi açıklayınız?
Cevap: Anne ve babanın gece yaptığı işe üreme denir (Gülşah /lise 1)

Canlıların ortak özellikleri nelerdir?
Cevap: Yol, su, camii, mezarlık

Orta Asya'dan göçün sebepleri nelerdir?
Cevap: Elektrik kesintisi (Gülümser/6)

Türkiye'nin geçitlerini yazınız?
Cevap: Alt geçit, Üst geçit, Yaya geçidi (Serkan/7)

Kanuni Fransa'ya neden kapütilasyon tanımıştır?
Cevap: Bir kadına yardım etmek için (Berat/ilkokul)

Güney Doğu Anadolu bölgesinde petrol nerelerden çıkartılır?
Cevap: Petrol Raman ve Gazmandan çıkartılır (filiz/ortaokul 2)

İzmir'i kim işgal etti?
Cevap: Gazeteci Hasan Tahsin (Baris/orta3)

Ailenin reisi kimdir?
Cevap: Anam (Sabri/ilkokul3)

Koşma nedir?
Cevap: Yürümenin hızlı şekline koşma denir (samet/lise1)

Canlıların en küçüğüne ne ad verilir?
Cevap: Bebek (odbs)

Kasabayı kim yönetir?
Cevap: Şerif ve adamları (Kamil/ilkokul5)

Mübarek geceler hangileridir yazınız?
Cevap: Kına, gerdek ve dolunay gecesi (Hatice/ilkokul5)

Fabl nedir?
Cevap: Bilinmiyor

20 Mart 2012 Salı

SECDE ETMENİN BİR BÜYÜK SIRRI

Mısır’ın başkenti Kahire’de bulunan Ulusal Işın Teknolojisi Merkezi’nde yapılan bir bilimsel araştırma, secde etmenin insanı kanserden koruduğunu ortaya çıkardı.

Araştırmayla ayrıca secdenin hamile kadınlar için de oldukça yararlı olduğunu ve ceninin şekil bozukluğuna uğramasını engellediğini, bunun yanında yine birçok bedensel ve psikolojik hastalıklara iyi geldiği tespit edildi.

Işın Teknolojisi Merkezi Bölümü Başkanı Biyoloji profesörü Muhammed Ziyaeddin Hamid, bu çağda insanların her yönden elektromanyetik dalgalara maruz kaldığını ve bu nedenle daha fazla ışın aldığını belirterek, vücutta biriken bu yükün mutlaka dışarı atılması gerektiğini bildirdi.
Araştırma sonucu vücutta biriken elektromanyetik yükün Allah’a secde ile dışarı boşaltıldığının belirlendiğini dile getiren Mısırlı bilim adamı, bilimsel araştırmaların insan boyunun küçüldükçe elektromanyetik dalgalara uğrama oranının daha da azaldığını gösterdiğini söyledi.

Yedi azanın yerle teması enerjiyi boşaltıyor
İnsanın secde halindeyken elektromanyetik dalgalara daha az maruz kaldığını ve alnın yere değmesiyle vücuttaki elektromanyetik yükün dışarıya boşaltıldığını tespit ettiğini kaydeden Profesör Ziyaeddin, secde halinde olan bir insanın yedi organının yerle temas etmesinin boşaltımı hızlandırdığını ve bunun yorgunluk ve bazı hastalıklara iyi geldiğini ifade etti.
Araştırmaların elektrik yükünün vücuttan sağlıklı bir şekilde atılması için secde anında kıbleye dönmek gerektiğini gösterdiğini bildiren Profesör Ziyaeddin, Kâbe’nin yeryüzünün merkezi olduğunu ve yeryüzünün merkezine yönelmenin vücuttaki elektrik yükünü dışarı atmak için en uygun pozisyon olduğunu söyledi.

Beş vakit farz namazın vücuttaki elektrik yükünün dışarı atılması için yeterli olduğunu belirten Mısırlı bilim adamı, uyku esnasında vücutta oluşan unsurların sabah namazıyla dışarı atıldığını ve insanın güne sağlıklı ve canlı bir şekilde başladığını kaydetti.
Öğle, ikindi ve akşam namazlarının günün yorgunluğunu ve stresini azalttığını ve insana psikolojik bir rahatlama sağladığını söyleyen Profesör Ziyaeddin, yatsı namazıyla gün boyu vücutta oluşan yükün geri kalanının dışarı atıldığını ve insanın rahat bir şekilde uykuya dalmasının sağlandığını belirtti.

Burcunuza Uygun Yaşama Mekanları

Koç: İç mekán onun tercihine göre daha çok işlevsel olmalı. Engellerden hoşlanmayarak mekánda hıza öncelik verir. Favori renkleri parlak kırmızı ya da pembe tonlarıdır.

Boğa: Evinde vakit geçirmekten çok keyif alır. Onu çevreleyen atmosfer tamamıyla doğal materyallerden meydana gelmeli. Kokulara, renklere, estetik detaylara önem verir.

İkizler: İkizler evde pek oturmaz, oturduğunda ise işe yarayan, fonksiyonel aksesuvarlara bayılır. Farklılıklara öncelik verir, yeniliklere açıktır. Değişik tarzlar, kontrast oyunlar çok hoşuna gider.

Yengeç: Küçük dokunuşlarla evin her yerinde kendini hissettirir. Yaşadığı yerin her tarafında mumlara, mutfağında ise en az birkaç farklı sofra takımına rastlayabilirsiniz. El yapımı her türlü objeye ilgisi vardır.

Aslan: Onun ideal mekanı Versay Sarayı dır! Misafir ağırlama sanatındaki mükemmeliyetçi tavrı, ve cömertliği, onun kendisini ifade şeklidir. Çevresine ışık saçacak kadar etkili olmak amacıyla gösterişli ve iddialı bir stil yaratır.

Başak: Evde elleriyle çalışmaktan zevk alır. Çizgilerde mükemmeliyet, sadelik ve saflık arayışı içindedir. Onun için asıl önemli olan şey tasarımdır. Temel ile form, estetik ile gereklilik arasındaki uyumu sağlayan tasarım...

Terazi: Doğası gereği kültür ve uygarlık dünyasını birleştirir. Onlarda var olan bu incelik ve zarafet boyutu, geniş bir renk uyumunu da içinde barındırır. Evinde her şey dengede sayılır.

Akrep: Mahremiyetine çok düşkün ve bireysel olan akrebin farklı atmosferlere, özellikle de bilinmeyene karşı ilgisi vardır. İlginç olanı ve herkesçe fark edilemeyeni uygular. Gizemi ve abartıyı sever. Modalar yerine, uzun süre kullanabileceği kaliteli ve klasik şeyleri tercih eder.

Yay: Mekan ne kadar egzotik olursa, yaylara o kadar uygun olur. Etnik özellikleri, renklerdeki göz alıcı etkileri sever; davetkar atmosferleri tercih eder; mutluluğun çevresinde parıldamasını ister. Yeniliklere açık, ama aynı zamanda geçmişine bağlıdır.

Oğlak: Düz çizgiler, sadelik ve boş duvarlar onlara göredir. Dekorasyon tarzlarında mimariye yakın dururlar. Rahat ettikleri atmosfer ise Zen olarak tanımlanabilir. Antikaya karşı da özel ilgisi vardır.

Kova: Mekán ne kadar az klasik olursa, onun için o kadar uygun olur. Geleceğin sembolü high-tech ürünler favori tercihidir. Çağdaş bir mekán, ona bugün içinde yarını yaşama fırsatı sunar.

Balık: Çevresini saran pek çok zıt karakterli elemandan uyumlu birliktelikler yaratır. Farklı obje ve renklerden yola çıkarak eşsiz olanı yakalar ve hoş bir ambiyans oluşturmayı başarır. Onun evine gelenler, kendilerini en az kendi evlerindeki kadar rahat hissederler.

17 Mart 2012 Cumartesi

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

Photobucket





MEHMET AKİF ERSOY'UN SAVAŞ HAKKINDA Kİ ÇARPICI AÇIKLAMALARI

Almanlar o zaman bizim müttefikimiz idi. Almanya ve avusturya- Maceristan imparatorluğunun yanında İngiliz ve Fransız kuvvetlerine karşı beraber harp ediyorduk. Almanlar; İngiliz ve Fransız Sömürgelerinden esir aldıkları müslümanları ikna edip kendileri lehine kullanmak için Türkiye'den bir heyet isteişti. Hükümette bizi Berlin'e bu iş için görevlendirmişti. Yolculuğu trenle yapıyorduk. Başka ülkelerden gelecek vagon veya marşandis beklememk için Viyana'da birkaç gün kaldık. Beni bir otele yerleştirdiler. Bir gece saat 24 civarında birden sokaklarda büyük bir şenlik başladı. Kilselerin çanları çalıyor, maytaplar atılıyor, meşaleler yakılıyor, insanlar sokaklarda müzik çalıp dans ediyordu. Ben de, bu gürültüyle uyandım ve gece kıyafetimle sokağa fırlayıp otelin karşısındaki bir pastaneden durumu öğrenmeye çalıştım. Bu bir zafer şenliği olamazdı. Çünkü Alman ve Avusturya ordularının durumu iyi değildi. Birçok yerde Rus – İngiliz ve Fransız birliklerine karşı yeniliyorlardı. Pastahaneciye; gece bu saatte şenliğin anlamını sordum. Görevli “sen duymadın mı, İngilizler bugün yüzyıllar sonra nihayet kutsal Kudüs'e girdiler!.. Kudüs'ü bugün Türkler'den kurtardılar!.. Kudüs kutsal haç'a kavuştu!.. İngilizler'in bu başarısını kutluyoruz.” dedi. Hayret ettim, hem İngilizlerle harp ediyorlardı ve hem de Türkler'i onlara karşı harbe sokmuşlardı. Yani Türkler de onlar için harp ediyordu ama bir yandanda düşmanları bildiğimiz İngilizler'in Türkler'e karşı kazandığı zaferi kutluyorlardı!.. ÇANAKKALE HARBİ İŞTE BUDUR

(Kaynak: Çanakkale şehitler mahşerine yolculuk rehberi / Salim Dağ)

Mutluluğun Anahtarı