1 Temmuz 2011 Cuma

Ağustos Çıkmazı


Seni Yağmurdan Sonra Seveceğim

Şimdi git...
Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik.. Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik..
Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik..
Sen git..
Ben gelemem bu yürekle..
Ya da kal..
Eylül yağmurlarını bekle..

Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
Sen yaşlardayken..
Onsekizimde, yirmimde..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..
Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Aşksız geçen onca yılı yakacağım..
Sevda alevinde kendi ellerimle...

Şimdi git..
Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik..
Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı..
Ve sevdadan hiç söz etmedik..
Say ki, hiç gülmedik..
Aynı şeyleri sevmedik..
Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim..
Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
Seninle gökkuşağının altından geçeceğim..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim..
Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..
Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim..
Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim...


Uğur ARSLAN

Gece Şarkısı


Oğul

Vatan oğul, Bayrak oğul, Devlet oğul, can oğul,
Sevmek Nedir?
Bunu bilen aşıklara Bismillah,
Bu oğullar sumeyya can analardan doğdular,
Rabbi esir dileklerden beşiklerden bismillah,
Ad verirken ilk ezandan,
ilk duyduğum kelamdan,
Göz ve gönül aydınlatan ışıklara bismillah.
 
Emeklerken diz vurduğum, iz vurduğum her yerde,
Ayaklanıp atladığım eşiklere bismillah,
Ak önlükler ileyipte belediğim can oğul,
Ninnilere, destanlara koşuklara bismillah,
Düşte gördüm kanlı başım Peygamber
dizinde,
Ocaklara eşiklere Bismillah,
Karamürsel, kara üzüm gözlü mürsel,
Soy oğul Gündüz bey canemli yiğit,
Bey dağımca bey oğul! ..
 
Gazi Battal Ülkesinin karayiğit palası,
Devlet oğul, mürfet oğul,  fidan oğul, toy oğul.
Anam dedin, Babam dedin, Atam dedin Bayrağa,
Hem Albayrak oldun işte hem bayrakta al oğul.
Bağrındaki kurşunlarla çık Peygamber katına,
Ol mübarek avucunun içini birer birer say oğul,
Bet yüzlüler, kem gözlüler hor bakarmış vatana,
Biz tükenip, yok olmadan olmaz böyle şey oğul.
   
Denilmiştir
-Can sağ iken, Yurt verilmez düşmana,
Hem sütümden, hem kanımdan, hem canımdan,
Bu sendeki huy oğul,

Gazi olur, Şehit olur, İnan oğul! ...
  
Osman ÖZTUNÇ

Birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın

Uykuların kaçar geceleri,Bir türlü sabah olmayı bilmez,
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında,
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık,
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık,
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın,
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine,
Sevmek neymiş birgün anlarsın.

Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu,
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin,
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara,
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın,
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın,
Sevmek neymiş birgün anlarsın.

Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin,
Niçin yaratıldığını,
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini,
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini,
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın,
Dolar gözlerin için burkulur,
Sevmek neymiş birgün anlarsın.

Birgün anlarsın sevilen dudakların,
Sevilen gözlerin erişilmezliğini,
O hiç beklenmeyen saat geldi mi,
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin,
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin,
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın,
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı,
Sevmek neymiş birgün anlarsın.

Birgün anlarsın hayal kurmayı,
Beklemeyi,
Ümit etmeyi,
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir,
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi,
Lanet edersin yaşadığına,
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden
Bir gün seni sevdiğimi anlarsın...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Sanat


Sana

Sana,
Seni seviyorum diyemiyorum.
Sana karşı olan duygularım,
“Sen Seviyorum”la başlamıyor çünkü.
Hep,
“Sana alışıyorum galiba” diyorum.
Yanımda yoksan bile
Seni görüyor, duyuyor ve
Hissedebiliyorum.
Sesinin yumuşaklığı,
Bakışının anlamı...
Ama en güzeli
Derin duygularını saklarken
Yüzündeki kaçamak gülüşler.
Bir de, arada bir dizime dokunuşun.
Bir gonca kadar taze,
Bir ceylan kadar masum,
Berrak su kadar safsın.
Bazen bir sandık içinde
Gizli bir hazine oluyorsun.
Anahtarı yok!
Uğraşıyorum, uğraşıyorum,
Açamıyorum.
Sonra sandık, kendi başına açılıyor.
İçine bakıyorum da
Hiçbirşey göremiyorum.
İçindeki renkli taşlar
Gözlerimi kamaştırıyor ve
Hiçbirşey göremiyorum.
Gözlerinin rengini seçemiyorum.
Bir mavi oluyor, bir yeşil,
Bazen kırmızılara bürünüyor;
Bazen sarı, mor, turuncu...
Kafamdaki soru işaretleri
Giderek çoğalıyor.
Neden?
Nasıl?
Arkamı dönüyorum,
Kendimi topluyorum.
Kalbindeki renkli dünyanın
Gözüne yansıdığını anlıyorum.
Sağıma bakıyorum sen.
Soluma bakıyorum sen.
Arkam sen, önüm sen.
Galiba sana,
Alışıyorum gerçekten.

Firuze

Mutluluğun Anahtarı