1 Ocak 2011 Cumartesi

GÜMÜŞHANE'NİN YAYLALARI

Unutulan geleneklerimizden biri de yayla göçleridir. Kültürümüzde köklü bir yere sahip olan yayla göçleri artık çok az yaşanır oldu. Geçmişte kulak, yaylak, mezra, oba diye adlandırılan yöre isimleri de unutuldu. İlimiz genelinde pek çok köyümüz yazın yaylaya, kışın köye dönerlerdi. Bunun için yayla kelimesinin türkülerimizde, destanlarımızda büyük yeri vardır.
Mayıs-Haziran aylarında köylü toplanarak yaylaya göç gününü kararlaştırır, bir hafta öncesinden göç hazırlıklarına başlanırdı. Göç gününün akşamında lüzumlu olacak kap kacak hazırlanır, denkler tutulur, sabahın erken saatlerinde köyde heyecanlı bir hareketlilik başlardı. Atini, katırını yükleyen, hayvanlarını önüne katan tutardı yaylanın yolunu. Yaşlısından çocuğuna varana kadar herkes bu günü büyük bir heyecanla beklerdi. 3-5 km'lik yayla yolculuğunda bayramlık elbiselerini giymiş, allı pullu genç kızların hep bir ağızdan söyledikleri türkülere, özene bezene süslenmiş ineklerin, koyunların, kuzuların zil sesleri eşlik ederdi. Bu, kışın sıkıcı günlerinden, kurtulan insanımızın doğa ile, sevgilisi ile kucaklaşması idi. Yani özleme yolculuktu. Şimdilerde göçlerin şekli de amacı da, yönü de değişiverdi. Artık umuda göçler başladı. Sonunda ayrılık var, hüzün var, gariplik var.
Yaylaya varıldı mı hayvanların selameti, tatsız olayların olmaması, insanların neşe ve mutluluk içinde olması, kısaca yaylanın bereketli olması için uğur getireceği inancı ile "Yayla anası" tarafından "Yayla bozulur", şenlikler başlardı. Bir yandan kuzusunu arayan koyunların melemeleri, sevinçten böğüren boğalar, at kişnemeleri; bir de buna çobanın yanık kaval sesi karıştı mı insan kendini başka bir alemde zannederdi.
Sonbahar aylarında soğukların bastırmasıyla birlikte köylere dönüş için hazırlıklar başlar, bu defa bereket dolu yükler hazırlanırdı. Artık ne koyun, ne kuzu sesi kalırdı. O berrak yıldızlı gecede yayla sessizliğe bürünürdü. Yapılan yağlar, lorlar, peynirler yüklenir atlara, katırlara, köyün tozlu yollarında uzun bir konvoy oluştururdu. Böylece bir yayla mevsimi daha geçer, köye dönülürdü. İlki 1993 yılında düzenlenen ve her yıl Ağustos ayında tekrarlanan festivalde Gümüşhane'nin kendine özgü kuşburnu ve pestil ürünlerinin tanıtılması ve ilin ekonomisine canlılık kazandırılması yanında ilin kültürel ve turizm değerlerinin tanıtımı amaç edinilmiştir. Festival süresince halkın eğlenmesine ve dinlenmesine katkı sağlamak amacıyla yerel imkanlarla profesyonel sanatçılar getirtilerek şehir stadyumunda halka ücretsiz konser verilmekte, şehrin çeşitli yerlerinde folklor gösterileri sunulmaktadır. Bütün bunların yanında program süresince festivale iştirak edenlere yine ücretsiz olarak tarihi ve turistik değerlerimiz gezdirilmektedir.
Photobucket

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mutluluğun Anahtarı